CHP’yi Destekleyenlere Önemli Uyarı

CHP’nin son açılımı değişik kesimlerden farklı gerekçelerle destek görüyor. Taraf yazarı Leyla İpekçi CHP’yi destekleyenlere bazı hatırlatmalarda bulunuyor

Türbanı öncelikle siyasi bir sembol olarak bilinçaltımıza kodlayan türbanlılardan ziyade CHP’li zihniyetti. (AKP iktidarıyla, bu argümanı kendi lehine çevirerek kullanmayı sürdürenler elbette oldu.)

Şimdi CHP bu yaklaşımdan bir adım sapmış değil. Çünkü bir kez daha aynı seçkinci ve (en doğrusunu ben bilirimci) yaklaşımıyla yapıyor çarşaf açılımını: “Benim devletle, laiklikle problemim yok diyorsa, kıyafetini değiştir gel diyemeyiz.”

Yıllarca üniversitede okumak isteyen türbanlı kızların “sistemle sorunumuz yok” sözlerine inanmadınız. Onların kafasının içindekilerinin farklı olduğuna hükmettiniz. Şimdi nasıl oluyor da çarşaflı kadınların “biz tehdit değiliz” sözlerine pat diye inanıveriyorsunuz? Bu ikiyüzlü ahlakçılık değil midir?

‘Yeter ki CHP’li olsun, isterse çarşaf giysin!’ Bu şekilcilikle CHP’ye oy verenlerin daha özgürlükçü, daha çağdaş, daha demokrat olduğunu ima ederken komik duruma düşmüyor musunuz? Yine bir siyasi simge oluşturmuyor musunuz zihinlerde?

Çarşaf ve başörtüsü CHP üzerinden aklanırken, türbanlı öğrenciler bir kez daha siyasete feda mı edilecek?

Şimdi AKP’nin elinden bu siyasi sembolü alıyoruz derken yine kendi yarattığınız vehimlerin tuzağına düşmüyor musunuz? Bir kez daha siyasi terminolojiye hapsetmiyor musunuz tüm örtünme gerçeğini? (Ve metafiziğini.)

“Önemli olan örtüyü kim niçin kullanıyor, ona bakmak lazım” diyor Baykal. Sahi nasıl bakacaksınız? Kendi niyet okumalarınızdan başka sahih bir veriye hangi kriterlerle sahip olacaksınız?

Yapılan her türlü anket ve araştırmalar örtünmenin sosyolojisini ortaya koymakla sınırlıyken, insanın kalbindeki niyeti hangi sabit ölçüyle değerlendirip, tanımlayacaksınız?

Birinin mahalle baskısıyla örtünmüş olduğunu saptadınız diyelim, onu bu sosyolojik vakadan dolayı nasıl ‘dinci’ diye niteleyeceksiniz? Ve sistemi tehdit ettiği sonucunu nasıl çıkaracaksınız? Sadece sosyal baskıyla örtünüyor diye: Onun ‘sofu’ veya ‘irticacı’ olacak denli ciddi bir ‘tehdit’ içerdiğinin hükmünü verebilir misiniz kolayca?

Peki, vahiy ile akıl arasında güçlü bir bağ kurarak kalbinden teslim olmuş birinin kendi iradesiyle örtünmesi mi sizin için tehlike arz edecek? Böylesine dinin ruhundan konuşan biri size örtünmenin bir kalp hakikati olduğunu ve aslında kimseye bunun dayatılamayacağını söylediğinde ne olacak? Hangisini yargısız infaz edeceksiniz sisteme tehdit görerek?

Kaynak:samanyoluhaber.com

LEYLA İPEKÇİ – TARAF

Ana Muhalefet Saadet Partisi

SP lideri Numan Kurtulmuş,yerel seçimler öncesi iddialı konuştu.

SP lideri Numan Kurtulmuş, gerçekleştirdikleri büyük kongrenin çok etkili olduğunu belirterek, “26 Ekim 2008’den sonra Türkiye’nin ana muhalefet partisi Saadet Partisi olmuştur” dedi.

Hükümete Ağır Eleştiri

MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, ”Türkiye kötü yönetiliyor, bu kötü gidişe dur demenin zamanı geldi” dedi.

Vural, MHP Kilis Teşkilatı tarafından belde, il ve ilçe belediye başkan aday adaylarının tanıtım toplantısında yaptığı konuşmada, parti olarak Türkiye‘yi yönetmeye talip olduklarını ifade etti.

Türkiye’nin yerel yönetimlerde de iyi yönetilemediğini, bu gidişe dur demek için 29 Mart yerel seçimlerinin önemli bir fırsat olacağını belirterek, şöyle konuştu

Kaynak:samanyoluhaber.com

CHP’den İstifa Etti

Yaklaşan yerel seçimler öncesi yükselen siyasi tansiyonun etkisiyle Hakkari’de çok ilginç bir istifa olayı yaşandı.

HAKKARİ CHP Merkez ilçe Başkanlığı’ndan istifa ederek DTP’ye geçen Şaban Alkan, istifasına gerekçe olarak Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Hakkari’de yaptığı konuşma ile CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’ın politikalarını gösterdi.

En Önemli Seçim Vaadi

“İktidar partisi hem muhalefetle klasik mücadeleyi sürdürürken hem de kendiyle rekabet etmek zorundadır. Çünkü…” Mustafa Karaalioğlu yazdı…

Başbakan Erdoğan’ın Kızılcahamam’da yaptığı ve herhalde hayatının en uzun nutku olan konuşmayı dinledim. Ve herhalde değinmediği bir konu da kalmadı. Seçime hazırlanan bir partinin hem kendi içine, hem de kamuoyuna önce ‘Biz kimiz?’ diye sorup, ardından verdiği cevapları içeren bir konuşmaydı.

Ak Parti iktidarı altıncı yılını dolduruyor. Bu uzun sürenin içinde hem dünya hem de Türkiye, birçok önemli şey yaşadı. Büyük kırılmalar, gergin ve tartışmalı süreçler, yüksek tempolu siyasal çatışmalar ve elbette ekonomik krizler…

Kaynak:samanyoluhaber.com

Türk Siyaseti

Mahalle maçlarında, ‘5’te devre, 10’da biter’ diye bir söz vardır. Bu sayıyı tamamlayan ve 10. kez genel başkan seçilen Deniz Baykal, hâlâ partinin başında.

Geçen seçimde, söz verdiği gibi Rodos’a kadar yüzmedi. Başkanlığı bırakan Mehmet Ağar da Hakkari’ye kadar yürümedi. Koltuklarına sıkı sıkı yapışan liderlere öyle üç beş yenilgi de kâr etmiyor!

Kaynak:samanyoluhaber.com