Ta’n etme zâhid anlara sen Müslümân isen – Bilme cihân umûrunu rind-i cihân isen


tan-etme-zahid-anlara-sen-musluman-isen

Meyhâne sadrına geç otur kâm-rân isen
Sâkinin ol ayagını ger pehlevân isen

Üftâdeler ki kâfir elinde esirdir
Ta’n etme zâhid onlara ser Müslümân isen

Pek gurralanma kûşe-i mihrâb-ı tâ’ate sırrelenme
‘Aşkın kemân-ı sahrını çek kahramân isen

Dehrin iki kadehle değiş kâr u bâr
Bilme cihân umârını rind-i cihân isen

Eğer cihânın rindi isen dünya işlerini bilme ve
dünyanın işini gücünü iki kadehle değiş.
Bizden hemân gürîze mi derler hırâm-ı râz
Bir yolda gel bu cânîbe serv-i revân
O, nazla yürüyen sevgilim, bizden hemen kaçar mı?
Eğer bir servi gibi yürüyorsa, bu tarafa da bir gel.
Âyîne-i derûnı şikest etme ey perî
Terk eyleme gönülleri gözden nihân isen
Ey peri gibi sevgilim! Aynaya benzeyen gönlü kırma.
Gözden gizli isen de gönülleri terk etme.26
Der-pîş edip safâ nazarı mest-i hayret ol
Gerçek mürid-i şive-i pir-i mugân isen
İhtiyar meyhânecinin tarzını taklit eden gerçek bir
mürid isen, mutluluk bakışını anlayıp şaşkınlıktan
sarhoş oldum.27
Mehcûrsın hayât*ı muhabbetten ey gönül
Memnûn-ı ‘ayş zindegi vü Câvidân isen
Ey gönül! Sevgi hayatından ayrı kalmışsın; çünkü
yaşamak ve uzun ömür sürmek için yiyip içmekten
memnunsun.
Gâlib cenâb-ı hazret-i Şârihten iste feyz
Esrâr-ı ‘aşka tâlib-i şerh ü beyân isen
Ey Gâlib! Eğer aşkın sırlarını açıklamaya ve
anlatmaya talip isen, Şârihten himmet iste.28
Dergâh-ı cûd-ı hazret-i Monlâ-yı Rûma düş
Âgâh-ı tavr-ı bî-bedel-i ‘aşıkân isen
Ey Gâlib! Âşıkların benzersiz tavırlarından haberdar
isen Mevlânâ’nın cömertlik dergâhına koş

 

Eğer mutluluk sürmek istersen meyhânenin en
değerli yerine geç, otur. Pehlivan isen sâkinin
ayağını al.23

Ey ham sofu! Eğer Müslüman isen, âşıkları
ayıplayıp durma; çünkü onlar kafir elinde esirdir.24

22 Kilk, sebük-cevlân, zemin, nakş u nigar
kelimeleri edebî terimlerdir, tenasüplüdür. Zemin,
nazira yazılan şiir demektir.
23 Sadr, göğüs demektir. Eski anlayışa göre
“bilginin kaynağı”dır. Yüksek görevlilere ve yerlere
sadr denilir. Örn: Sadr-ı âzâm ‘en büyük makam’.
Divân edebiyatında iç mekan tasviri yoktur.
Bundan dolayı meyhâneler ait iç mekan tasviri de
görülmez. Bu nedenle meyhânenin köşesi, sadrı ya
da şarap küpünün dibinden bahsedilir. Meyhânenin
güzel bir atmosferi olduğu söylenir.
Beyitte, ayak kelimesi tevriyelidir. Güreşle ilgili
kelimeler ise tenasüplüdür.

24 Beyitte leff ü neşr vardır. Ayrıca üftâde-zâhid ve
kafir-Müslümân kelimeleri arasında da tezat
görülür.
25 Beyitte okçulukla ilgili terimler sıralanmıştır.
Okçulukta önce yumuşak yaylar çekilir. Usta hâle
geldikçe sert yaylar çekilmeye başlanır.
26 Sevgili periye, gönül ise aynaya benzetilmiştir.
Perilerin görülmediğine inanılır.
27 Pir-i mugân kelimesi ateşperestlerin reisi
anlamındandır. Beyitte, meyhâneciye ad olmuştur.
Meyhâneci, Divân edebiyatında mürşidi temsil
eder. Yani âşıklara gerçek yolu gösterir.
28 Şârih, esrâr, feyz, tâlib, şerh ve beyân kelimeleri
şerh ile ilgilidir, tenasüplüdür. Feyz, Divân
edebiyatında bolluk, bereket gibi anlamlara da gelir.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.