Ay: Mart 2018

bindim şeyhin gemisine, çıkdım deryâ kıyısına

Küsmeyem mi şu feleğe – Kürdilihicâzkâr İlahi

DSC_0130Beste : Anonim
Güfte : Lâ Edrî
Küsmeyem mi şu feleğe?
Sattı beni bir keleğe
Vurdular ince eleğe
Hû Hû benim Şâhım Hû

Halvetîyem Hû hem Melâmîyem Hû
Şâbânîyem Hû hem Fedâîyem Hû

Bindim Şeyhin gemisine
Çıkdım deryâ kıyısına
Gidem ulular ulusuna
Hû Hû benim Şâhım Hû

Mevlevîyem Hû hem Uşşâkîyem Hû
Kâdiriyem Hû hem Rufâîyem Hû

aşık ruhsati: mevlam kanat vermiş uçamıyorsun, bu nefsin elinden kaçamıyorsun

DSC_0079Daha Senden Gayri Aşık Mı Yoktur
Nedir Bu Telaşın Vay Deli Gönül
Hele Düşün Devr-İ Adem’ Den Beri
Neler Gelmiş Geçmiş, Say Deli Gönül

Şu Fani Dünyada Umudunu Yüz
İnanmazsan Var  Kitaba Yüz Be Yüz
Evin Mezaristan , Malın Bir Top Bez
Daha Duymadınsa Duy Deli Gönül

Günde Bir Yol Duman Çöker Serime
Elim Ermez Gidem Kisbü Karıma
Kendi Bildiğine Doğrudur Deme
Var İki Kamile Sor Deli Gönül

Gördüm İki Kişi Mezar Eşiyor
Gam Gasavet Gelmiş , Boydan Aşıyor
Çok Yaşayan Yüze Kadar Yaşıyor
Gelde Bu Dünyayı Yor Deli Gönül

Mevlam Kanat Vermiş Uçamıyorsun
Bu Nefsin Elinden Kaçamıyorsun
Ruhsati Dünyadan Geçemiyorsun
Topraklar Başına Vay Deli Gönül

Ben sanırdım âlem içre bana hiç yâr kalmadı / Ben beni terk eyledim bildim ki ağyâr kalmadı

Bu eserin bestekârı olan Şeyh Hâfız Hüseyin Hâlis Efendi, Şehremini’deki Remlî Tekkesi’nin şeyhi olup, eseri okuyan Zâkirbaşı Albay Salahaddin Gürer’in dayısıdır. Zâkirbaşı Salahaddin Gürer, diğer dayısı Râşid Efendi’den olduğu kadar Hâlis Efendi’den de çok istifâde etmiştir…

Nutuk : Niyâzî Mısrî Kuddise Sırruh
Beste : Şeyh Hâfız Hüseyin Hâlis Efendi
Makam : Mâhur
Okuyan : Zâkirbaşı Albay Salahaddin Gürer

DSC_0025Ben sanırdım âlem içre bana hiç yâr kalmadı
Ben beni terk eyledim bildim ki ağyâr kalmadı

Cümle eşyâda görürdüm hâr var gülzâr yok
Hep gülistân oldu âlem şimdi hiç hâr kalmadı

Gece gündüz zâr u efgân eyleyüp inlerdi dil
Bilmezem n’oldu kesildi âh ile zâr kalmadı

Gitti kesret geldi vahdet oldu halvet dost ile
Hep Hakk oldu cümle âlem şehr u pâzâr kalmadı

Dîn diyânet âdet ü şöhret kamu vardı yele
Ey Niyâzî n’oldu sende kayd-ı dindâr kalmadı

Niyâzî Mısrî 

Bir daha uçar mı güvercin şehirde?

DSC_0388Bir daha açar mı karanfil korkusuz?
Bir daha uçar mı güvercin şehirde?
Yalancı güneşli bir ocak,
Mübarek Cuma gününde…

Gitti cancağızım gitti…
Bitti son İstanbul…
Kaldırımlar zabıt tuttu şahidiz hepimiz,
Her yer tetikti!

Sen de çekip gitme!
Dayan be umudum!
Dön gel, dön gel!
Meydan okur hayat,
Pabuç bırakmaz ölüme,
Dön gel, dön gel!
Bir daha yazar mı kalem kanaya kanaya?
Kağıdı da kan tutar, ağaç değil mi soyu?
Ağla, doyasıya ağla!
Aynı denizde çoğalır yüreğin özsuyu…