Ay: Haziran 2018

kahvede fağfuri fincan beğenmez / lâl ü güher ister mercan beğenmez

 

Ormanda büyüyen adam azgını
Çarşıda pazarda seyran beğenmez
Medrese kaçkını softa bozgunu
Selam vermek için insan beğenmez

Alemi tan eder yanına varsan
Seni de yanıltır mesele sorsan
Bir cim bile çıkmaz karnını yarsan
Meclise gelir de erkân beğenmez

Her çeşit insandan birkaç eşi var
Mektepten kovulmuş günah işi var
Rabbi yesirde dört yanlışı var
Tahsil etmek için irfan beğenmez

Ellerin evinde çul fîraş olur
Burnu sümüklüdür gözü yaş olur
Bayramdan bayrama bir tıraş olur
Gider berbere de dükkân beğenmez

Dağlarda taşlarda dolaşan Yörük
İnsanlar içine çıkmayan hödük
Bir elife dili dönmeyen sürtük
Şehirde tecvitle Kuran beğenmez

Yayladan yaylaya konup göçer de
Arpayı buğdayı ekip biçer de
Mısır yaprağın kıyıp içer de
Tütünü bulunca duman beğenmez

Bir odası vardır gayet küçücek
Kendi aklı sıra keyf yetirecek
Bir çanağı yoktur ayran içecek
Kahveyi bulunca fincan beğenmez

Seyranî söyledi bu doğru sözü
Haddeden çekilmiş doğrudur özü
Şehre gelin gitse bir köylü kızı
Lal ü güher ister mercan beğenmez

IMG_2018-05-09_17_40_58.jpg

Seyrani


Ormanda büyüyen adam azgını
Çarşıda pazarda insan beğenmez
Medrese kaçkını softa bozgunu
Selam vermek için kesan beğenmez.

Alemi ta’n eder yanına varsan
Seni yanıltır bir mesele sorsan
Bir cim çıkmaz eğer karnını yarsan
Camiye gelir de erkan beğenmez.

Elin kapısında kul kardaş olan
Burnu sümüklü hem gözü yaş olan
Bayramdan bayrama bir traş olan
Berbere gelir de dükkan beğenmez.

Dağlarda bayırda gezen bir yörük
Kim tımar sipahi kimi ser bölük
Bir elife dili dönmeyen hödük
Şehristana gelir ezan beğenmez.

Bir çubuğu vardır gayet küçücek
Zum-ı fasidince keyif sürecek
Kırık çanağı yok ayran içecek
Kahvede fağfuri fincan beğenmez.

Aslında neslinde giymemiş hare
İş gelmez elinden gitmez bir kare
Sandığı gömleksiz duran mekkare
Bedestene gelir kaftan beğenmez.

Kazak Abdal söyler bu türlü sözü
Yoğurt ayran ile hallolmuş özü
Köyden şehre gelen bir köylü kızı
İnci yakut ister mercan beğenmez.

Kazak Abdal


“Ormanda büyüyen adam azgını,
Çarşıda pazarda insan beğenmez.
Medrese kaçkını, softa bozgunu,
Selâm vermek için kesân (hiç kimseyi) beğenmez!
Âlemi ta’neder (herkesi kınar) yanına varsan,
Seni yanıltır bir mesele sorsan,
Bir cim (‘c’ harfi) çıkmaz eğer karnını yarsan,
Camiye gelir de erkân beğenmez!
İlin kapısında kul kardeş olan,
Burnu sümüklü hem gözü yaş olan,
Bayramdan bayrama bir tıraş olan,
Berbere gelir de dükkân beğenmez!
Dağlarda bayırda gezen bir yörük,
Kim tımarlı sipah (asker) kimi serbölük (kumandan),
Bir elife (alfabenin ilk harfine) dili dönmeyen hödük,
Şehristâna (büyük şehire) gelir, ezan beğenmez!
Yaz olunca yayla yayla göçenler,
Topuz korkusundan şehre kaçanlar,
Meşe yaprağını kıyıp içenler,
Rumeli bohçası duhan (iyi cins Rumeli tütününü) beğenmez!
Bir çubuğu (sigara ağızlığı) vardır gayet küçücek,
Zu’m-ı fâsidince (bozuk inancıyla) keyif sürecek.
Kırık çanağı yok ayran içecek,
Kahvede fağfûrî (porselen) fincan beğenmez!
Aslında neslinde giymemiş hâre (renkli kumaş)
İş gelmez elinden gitmez bir kâre (çalışmaya),
Sandığı gömleksiz duran mekkâre (düzenbaz),
Bedestene (kumaş çarşısına) gelir, kaftan beğenmez!
Kazak Abdal söyler bu türlü sözü,
Yoğurt ayran ile hallolmuş özü.
Köyden şehre gelen bir köylü kızı,
İnci, yakut ister; mercan beğenmez!”

aşk harmanında savruldum, hem elendim hem yuğruldum

Bir nefesçik söyleyeyim
Dinlemezsen neyleyeyim
Bir nefesçik söyleyeyim
Dinlemezsen neyleyeyim

Aşk deryasın boylayayım
Ummana dalmağa geldim
Aşk deryasın boylayayım
Ummana dalmağa geldim

Aşk harmanında savruldum
Hem elendim hem yuğruldum
Aşk harmanında savruldum
Hem elendim hem yuğruldum

Gazana girdim gavruldum
Meydana yenmeğe geldim
Gazana girdim gavruldum
Meydana yenmeğe geldim

Ben Hâkla oldum aşina
Galmadı gönlümde nesne
Ben Hâkla oldum aşina
Galmadı gönlümde nesne
Pervaneyem ateşine
Şemine yanmağa geldim
Pervaneyem ateşine
Şemine yanmağa geldim

Ben Hakkın kemter guluyum
Kem damarlardan biriyim
Ben Hakkın kemter guluyum
Kem damarlardan biriyim
Ayn-ı cemin bülbülüyüm
Meydana ötmeye geldim
Ayn-ı cemin bülbülüyüm
Meydana ötmeye geldim

Şah Hatayimdir özümde
Hiç hilaf yoktur sözümde
Şah Hatayimdir özümde
Hiç hilaf yoktur sözümde
Eksiklik kendi özümde
Darına durmaya geldim
Eksiklik kendi özümde
Darına durmaya geldim

azrailden mühlet alan öğünsün / ahretten dünyaya gelen öğünsün

 

İster ihtiyar ol ister nevcivan
Bu dünyada bâkî kalan öğünsün
Meraksız fikirsiz gamsız her zaman
Her zaman şâd olup gülen öğünsün

Müddet ki Hazret-i Ademden beri
Okunmaz defteri bilinmez sırrı
Bu dünyadan gitti nice bin biri
Ahretten dünyaya gelen öğünsün

Sefil Şenlik der ki bu dünya fâni
İskender Ürüstem Süleyman hani
Ecel pazarından kurtaran canı
Azrailden mühlet alan öğünsün

Çıldırlı Âşık Şenlik

IMG_2018-05-09_18_00_51.jpg

semafor ne demek? (Fransızca: sémaphore < Yunanca)

Yunanca’dan Fransızca’ya, Fransızca’dan Türkçe’ye geçen kelime: semafor.

1. Demiryollarında ışık, bayrak veya mekanik olarak hareket ettirilen kollar vâsıtasıyla yolun açık olup olmadığını gösteren düzenek. 
2. Aynı direğe bağlanmış, uçlarında her konumu bir harfi gösteren birer bayrak bulunan, iki kol yardımıyla veya bir kimse tarafından benzer hareketlerle yapılan haberleşme sistemi.

küsmüş müsün selamımı almadın, yeller mi savurdu küllerin hani

SEFİL BAYKUŞ

Sefil baykuş ne gezersin bu yerde
Yok mudur vatanın illerin hani
Küsmüş müsün selamımı almadın
Şeyda bülbül şirin dillerin hani
Civan da canına böyle kıyar mı
Hasta başın taş yastığa koyar mı
Ergen kıza beyaz bezler uyar mı
Al giy allı balam şalların hani
Sen de Hıfzı gibi tezden uyandın
Uyandın da taş yastığa dayandın
Aslı Hanım gibi kavruldun yandın
Yeller mi savurdu küllerin hani

Kağızmanlı Hıfzı

DSC_0028


Sefil baykuş ne yatarsın burada,

Yok mudur vatanın ellerin hani,

Küsgün müsün selamımı almazsın,

Öter şeyda bülbül dillerin hani,

Bir koyun bir kuzu divana durdu,

Yemez mi dağların kuşiyle kurdu,

Durnam yoksa seni avcı mı vurdu,

Durnam teleklerin tellerin hani,

Can da cananına böyle kıyar mı,

Hasta başın taş yastığa koyar mı,

Ergen kıza beyaz donlar uyar mı,

Kumaş beste beste şalların hani,

Aç kapıyı emmim kızı gireyim,

Hasta değil misin halin sorayım,

Susuz değil misin bir su vereyim,

Çaylarda çalkanan sellerin hani,

âdem olup şu dünyaya gelen, hayvanı görünce ibret almalı

Adem olup şu dünyaya gelen

Hayvanı görünce ibret almalı

Huri kızlarının yari olanlar

İnsanlığın kıymetını bilmeli

İnsanlar dünyada sürer sefayı

Hayvan azap görür çeker cefayı

Boş gezmeyip çalıştırıp kafayı

Bunların nedenini bilmeli

Hayvandan doğanlar hayvan olurlar

Anadan doğanlar insan olurlar

Hepsi de bu dünyaya gelirler

Anaların kıymetını bilmeli

Vade tekmil olup ömür dolmadan

Emanetçi emanetin almadan

Şu ömrüm bağının gülü solmadan

Garib’im cananın kulu olmalı

screenshot_2017-12-30-11-36-20.jpg