Ay: Temmuz 2018

Ortadoğu Haritası (Türkiye, İran, Arabistan, Ürdün, Lübnan, Afganistan, Pakistan, Umman, Yemen, BAE, Katar, Suriye, Irak, Filistin, İsrail)

Aşk nedir nasıldır bilen var mı, Hadi öl denince ölen var mı

 

Aşk nedir nasıldır bilen var mı
Sevip de her zaman gülen var mı
Ben seviyorum demek çok kolay
Hadi öl denince ölen var mı
Sevip de her zaman gülen var mı

Beste: Avni Anıl
Güfte: İlham Behlül Pektaş
Makam: Nihâvend
Usûl: Düyek Okumaya devam et “Aşk nedir nasıldır bilen var mı, Hadi öl denince ölen var mı”

yelkenler biçilecek, yelkenler dikilecek; dağlardan çektirilen, kalyonlar çekilecek; kerpetenlerle surun dişleri sökülecek

Elde sensin, dilde sen, gönüldesin baştasın... Fatih'in İstanbul'u fethettiği yaştasın.!

FETİH MARŞI

Yelkenler biçilecek, yelkenler dikilecek;
Dağlardan çektiriler, kalyonlar çekilecek;
Kerpetenlerle surun dişleri sökülecek

Yürü, hâlâ ne diye oyunda oynaştasın ?
Fatih’in İstanbul’u fethettiği yaştasın.!

Sen ne geçebilirsin yardan, anadan, serden….
Senin de destanını okuyalım ezberden…
Haberin yok gibidir taşıdığın değerden…

Elde sensin, dilde sen, gönüldesin baştasın…
Fatih’in İstanbul’u fethettiği yaştasın.!

Yüzüne çarpmak gerek zamanenin fendini…
Göster : Kabaran sular nasıl yıkar bendini ?
Küçük görme, hor görme, delikanlım kendini

Şu kırık abideyi yükseltecek taştasın;
Fatih’in İstanbul’u fethettiği yaştasın.!

Bu kitaplar Fatihtir, Selimdir, Süleymandır.
Şu mihrap Sinanüddin, şu minare Sinandır.
Haydi artık uyuyan destanını uyandır.!

Bilmem, neden gündelik işlerle telaştasın
Kızım, sen de Fatihler doğuracak yaştasın.!

Delikanlım, işaret aldığın gün atandan
Yürüyeceksin… Millet yürüyecek arkandan !
Sana selam getirdim Ulubatlı Hasandan ….

Sen ki burçlara bayrak olacak kumaştasın;
Fatih’in İstanbul’u fethettiği yaştasın.!

Bırak, bozuk saatler yalan yanlış işlesin !
Çelebiler çekilip haremlerde kışlasın!
Yürü aslanım, fetih hazırlığı başlasın…

Yürü, hâlâ ne diye kendinle savaştasın ?
Fatih’in İstanbul’u fethettiği yaştasın.!

Arif Nihat ASYA

yağmur gibi yağarsa belâ sen baş açarsın, can vermeğe dost yoluna sen kurbâna mı geldin

Ey bülbül-ü şeyda yine efgâna mı geldin,
Azm-i gül edüp zârıyla giryâna mı geldin.

Pervâne gibi âteşe daim cân atarsın,
Evvelde bu aşk ödüne sen yâna mı geldin.

Yağmur gibi yağarsa belâ sen baş açarsın,
Can vermeğe dost yoluna sen kurbâna mı geldin.

Herşey çalışır bir sıfatı eyleye mâ’mur,
Sen cümle sıfat ilini vîrâna mı geldin.

Vech-i ahadiyet ki şu eşyâda görünmüş,
Bu kesrete ancak seyrâna mı geldin.

Bir kimse senin olmadı hiç râzına mahrem,
Bilmem bu cihân içine yekdâne mi geldin.

Bu hasta Niyâzî ye şifâ remzin edersin,
Derde düşenin derdine dermâna mı geldin.

Vech-i ahadiyyet ki şu eşyâda görünmüş,
Bu kesrete ancak anı seyrâna mı geldin.

Niyazî Mısrî

Divân Şerhi, Mahmut Sadettin Bilginer, Esma Yay

Repertuar No
3046
Yöresi- İli
SİVAS  
İlçesi- Köyü
–  
Kaynak Kişi
AŞIK VELİ REVANİ
Derleyen
 MUZAFFER SARISÖZEN
Notaya Alan
 MUZAFFER SARISÖZEN
İcra Eden
 
Makamsal Dizi
MAHUR 
Konusu – Türü
Aşk – Sevda 
Karar Sesi
Sol 
Bitiş Sesi
Sol 
Usül
6/8 
En Pes Ses
Sol 
En Tiz Ses
La 
Ses Genişliği
9 Ses 

şeyda : Çılgın
efgan : Ağlayıp haykırma
zar : İnleme, ağlama
giryan : Gözyaşı
remz : İşaret
dil : Gönül
virane: Yıkık, terkedilmiş yer, harabe, ören