Ay: Şubat 2019

Tâbi Mustafa Efendi

XVIII. asrın bu büyük bestekârının hayat hikâyesi tam olarak bilinmemektedir. Mûsiki tarihimizde “Tab’i, Kassam-ı Ahdeb-zâde, Müezzin Mustafa, Kassam-zâde” gibi isimlerle bilinir. Güzel sanatlarla uğraşması sebebiyle hakkında bazı şairler tezkiresinde ve Tuhfe-i Hatâtin’de kısa bilgi vardır. Takriben XVIII. asrın başında Üsküdar’da doğdu. Bir süre burada oturduktan sonra 1763 hristiyan yılında Galata’ya nakletti, uzun zaman burada yaşamış. Babası “Kassam-ı Ahbed” lakabı ile bilnen ulemâdan Mustafa Çelebi’dir. “Tab’i” bestekârımızın mahlasıdır.

Mûsiki öğrenimi hakkında hiçbir kayıt yoktur. Eserlerin dikkate alınırsa esaslı bir öğrenim gördüğü sonucuna varılabilir. Çağının ilim kollarında isim yapmış kimselerdendir. Sultan III. Osman’ın padişahlığı sırasında saray müezzinliğine, 1750 hristiyan yılında da Yeni Saray kapıcılığı kâtipliğine getirildi. Padişah III. Osman’ın vefatından sonra bir başka görevle saraydan ayrıldı. “Müstakim-zâde Sadeddin Efendi (Lâkin hâlâ her fende metrûktûr) diyor. Eskiler ilim ve sanatla ilgilerini kestikten sonra (ilimle, fenle, sanatla uğraşmıyorum, terk ettim) demeyi ilim ve sanata karşı bir saygısızlık tekâkki eder ve onun için ilim ve sanatın kendilerini terk ettiğini bir mazeret ve nezaket olarak söylerlerdi. Demekki Tab’i, adı geçen eserin yazıldığı 1759 (H.1173) tarihinde artık ne mûsiki, ne hat, ne de şiirle uğraşıyordu. Okumaya devam et “Tâbi Mustafa Efendi”

kamuda liyakatsiz, niteliksiz, tepeden inmeci, kibirli yönetici kangreni

Kamudaki en temel sorunlardan birisi artarak devam eden liyakatsiz atamalardır. Kamu yönetiminde liyakatin yerini işportacı yönetici tarzının aldığını bu köşede yazıp duruyoruz. Günümüzün devlet yapısını kemiren bu hastalığı Koçi Bey yıllar önce dile getirmiştir. Liyakat, yönetimin vazgeçme lüksünün olamayacağı en temel ilkesidir. Nitekim 657 sayılı Kanun’un üç temel ilkesinden birisi de liyakattir. Ancak, devlet yönetimindeki en temel unsur olan liyakat giderek istisna haline gelmeye başlamıştır. Son derece objektif bir kavram olan liyakat yerine, benim liyakatlim senin liyakatlin gündeme gelirse ortaya işportacı yönetici modelinin çıkması kaçınılmazdır. Herkesin ısrarla liyakat demesine rağmen bu ilkenin niçin bu kadar yerlerde süründüğünün en temel nedeni bu anlayıştır. Liyakat olmadan kamu yönetiminde hiçbir sorunun çözülemeyeceğini kesinlikle bilmemiz gerekiyor.