Kategori: 2011 Genel Seçimleri

Genelkurmay, Kılıçdaroğlu’nu Gediktepe yerine Çukurca sınır karakollarına götürdü

kilicdaroglu-gediktepe-cukurcaCHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, beklenen sınır ziyaretini dün gerçekleştirdi. Artan terör olayları sonrasında Başbakan Tayyip Erdoğan’ın ardından Kılıçdaroğlu da sınıra giderek Mehmetçik’e moral verdi.

Ancak Genelkurmay Başkanlığı, CHP liderinin sınırdaki gezi programına güvenlik gerekçesiyle çatışmaların yaşandığı Gediktepe siperlerini koymadı. Bunun yerine daha güvenli olan Çukurca sınırındaki karakollar gezdirildi. Böylece ‘çökme’ polemiğinden de kaçınılmış oldu. Kılıçdaroğlu, burada askeri yetkililerden bilgi aldı, nöbet tutan Mehmetçiklerle sohbet etti.
Genel Sekreter Önder Sav ile birlikte bölgeye giden Kılıçdaroğlu’na, Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Işık Koşaner ve 2. Ordu Komutanı Orgeneral Necdet Özel de eşlik etti. Önce Siirt Havaalanı’ndan helikopterle Pervari ilçesine geçen Kılıçdaroğlu, Doğan köyüne gitti. Üç şehit veren köy halkına ve şehit yakınlarına taziyelerini ileten Kılıçdaroğlu, köylülerin sorunlarını dinledi. Kılıçdaroğlu, ardından önceki gece bir üsteğmen ile bir uzman çavuşun şehit olduğu Sarıyaprak Karakolu’na giderek, şehit üsteğmen ve şehit uzman çavuşun silah arkadaşlarına baş sağlığı diledi. Şırnak’ın sıfır noktasındaki Gürvil Karakolu’nu da ziyaret eden Kılıçdaroğlu, Başbuğ ve Sav ile birlikte öğle yemeği yiyen askerlerin masasına oturdu.

Kılıçdaroğlu, son olarak sınır hattı üzerinden Çukurca’ya geçti. Burada brifing alan CHP lideri, Türkiye-Irak sınırının sıfır noktasındaki birliği de ziyaret ederek, nöbetteki askerlerle konuştu. Daha sonra Zap Vadisi üzerinden helikopterle Van’a hareket eden Kılıçdaroğlu, Ankara’ya döndü.

AK Parti’de köstebeğim var

supheHabertürk’ün haberine göre Şimşek, gelecek seçimlerde CHP’nin oy oranı ile ilgili bir soruya cevap verirken ilginç bir itirafta bulundu: “Aziz Babuşçu bir televizyon programında 1 milyon üye kaydettik filan demiş. Ben onu bunu bilmem, bugün genel merkez de kendisine telefon açmıştır, dün kendi ellerine geçen İstanbul’la ilgili bir araştırma var ve benim de bir köstebeğim var. Oraya da dikkat etsinler, oradan da bilgi geliyor” dedi.

Bunun üzerine Balçiçek Pamir “Nasıl yani, sizin AK Parti’de köstebeğiniz mi var gerçekten?” diye sordu. Şimşek’in cevabı ilginçti: “Tabii, oradan açıyor arkadaş bana söylüyor. Bakın net söyleyeyim Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Akaydın bizi izliyorsa, seçimlere 4-5 gün kala aradım, 6 puan öndeyiz dedim. Şimdi de kendilerini bundan 15 gün önce yaptırmış oldukları araştırmada yüzde 4 gerideydik şu anda yüzde 1 öndeyiz İstanbul’da. Akaydın’ın seçiminden de teyit ettik yani.”

AK Parti İstanbul Milletvekili Murat Başesgioğlu istifa etti

AK Parti İstanbul Milletvekili Murat Başesgioğlu, partisinden istifa etti. Akşam saatlerinde gelen istifa haberi ile AK Parti’nin TBMM’deki 335’e indi. AK Parti’den birkaç milletvekilinin istifa etmesi bekleniyordu.
Murat Başesgioğlu yaptığı açıklamada ‘Görüş ayrılıkları AK Parti’de siyaset yapma imkanını ortadan kaldırdı.’ dedi

Kılıçdaroğlu: “Herkesin okumasına olanak sağlayacağız. Bu konuda kimsenin endişesi olmasın.”

kılıçdaroğlu
kılıçdaroğlu

Kılıçdaroğlu, “Başörtülüler üniversiteye gidebilecekler mi?” sorusuna, “Herkesin okumasına olanak sağlayacağız. Bu konuda kimsenin endişesi olmasın. Biz bu sorunu çözeceğiz” yanıtını verdi. Ancak sorunu nasıl çözeceği konusunda detaya girmedi. Sadece toplumsal desteğe vurgu yaptı.

Bugün Radikal’de yayınlanan röportajın ilgili bölümü şöyleydi.

İktidar olursanız başörtülü kızların üniversiteye gidebilmesi için bir şey yapacak mısınız?

O konuda söyledim. O sorunu biz çözeriz ve çözmeye de kararlıyız.

Nasıl çözeceksiniz?

Onu bize bıraksınlar. Terörü de çözeceğiz, türban sorununu da çözeceğiz.

Türbanlı kızlar üniversiteye gidebilecekler mi?

Toplumsal desteği sağlayacağız. Herkesin okumasına olanak sağlayacağız. Kimsenin endişesi olmasın. Biz bu sorunu çözeceğiz.

Çömelmeyecek ama!

Radikal yazarı Akif Beki’nin 1 Temmuz 2010 tarihli yazısı.

Kılıçdar-oğlu’nun olası Gediktepe çıkarması için ‘çarşamba’ demişlerdi, olmadı.
Belki perşembe’ye kalacaktı, teyit ettiremedim dün.
Bugün gidebilir mi?
CHP Genel Merkezi’ne sordurdum, tarih bile veremediler bu defa.
İster istemez o soru geldi aklıma;
Acaba, Genelkurmay’la Kılıçdaroğlu arasında gizli bir ‘çömelme’ pazarlığı mı yaşanıyor?
***
Başbakan için askeri zorunluluk olan çömelme, mantıken, Kılıçdaroğlu için de geçerli olmalı.
Aksi halde durumu izahta müşkilat çekeceğini mi söyledi, Genelkurmay?
Öyle ya, Başbakan’dan çömelmesini isteyen de, kamuoyuna ‘askeri mecburiyet’ açıklamasını yapan da onlardı.
Şimdi, ana muhalefet lideri tutturmuş, aynı mevziye gitmek istiyor.
Ama ‘çömelmem’ diye de diretiyor.
Genelkurmay, zor bir ikilemle karşı karşıya.
Ya kendisiyle çelişecek ya da Başbakan’ı açığa düşürmüş olacak.
Ne uğruna?
Kılıçdaroğlu’nun, siperde dikilip afişlik bir poz yakalama hesabı uğruna.
O ayakta, Başbakan ise çömelmiş görünecek; bütün meselesi bundan ibaret.
Siyasi rakibine çalım atıp, puan toplayacak.
‘Koyun can derdinde, kasap et derdinde’ yani.
Doğrusu, nasıl çözüleceğini çok merak ediyorum, bu yapay krizin.
***
Kılıçdaroğlu, ‘ama’larla başladı.
Fakat, daha ilk günden üst üste bu kadar ‘ama’, fazla kaçmadı mı?
Gediktepe’ye muhtemel ziyaretini ön şarta bağladı, yetmedi.
Başbakan’la randevu ihtimaline de şartlar koştu.
‘Görüşmeye gitmem, ama ayağıma gelirse olur’ diyor.
‘Cumhurbaşkanı çağırırsa tamam, ama Başbakan olmaz’ diyor.
‘Gediktepe’ye giderim, ama çömelmem’ diyor.
Daha planlanmamış ziyaret, henüz vaki olmamış davet ihtimalleri üzerine, şartlarını sıralayıp duruyor peş peşe.
Muhalefetteyken böyleyse, maazallah iktidara gelirse neler yapmaz?
***
CHP’de üslup değişikliği için umut vermişti, gelişi.
Kılıçdaroğlu, bu belalı ‘ama’ sözcüğü ile erken hemhal oldu.
İktidar olmadan devletli olmaya mı heves etti?
Maraza çıkarmak için bahane mi arıyor,yoksa?
Anlayamadım…
Başbakan’ın CHP’yi ziyaretine, zinhar karşı değilim.
Hiç de fena olmaz hatta.
‘Ama’, Kılıçdaroğlu’nun üslubuna itirazım var.
Erdoğan’ın CHP’yi ziyareti neyse, Kılıçdaroğlu’nun AK Parti’ye gitmesi de odur.
Biri iyiyken, diğeri kötü fikir olamaz.
Gitmeyi kategorik olarak reddetmenin neresi siyasi adaba sığar?
Kılıçdaroğlu’nun engeli mi var ki, bu seçeneği re’sen dışlıyor?
Gönlü yok, işi yokuşa sürüyor bence.
Randevu talebini kamera şartına bağlamakla aynı şey.
İkisi de kaçak güreşmek, ikisi de ucuz popülizm değil mi?
***
Birileri, Kılıçdaroğlu’na CHP’nin sicil karnesini hatırlatsa keşke.
Uzatılan eli hep havada bıraktı, Baykal.
‘Ama’, uzlaşma çağrılarını da düşürmedi dilinden.
Selefinin sadık halefi olacaksa, ‘ama’sını düşünmeli Kılıçdaroğlu.
Devlette süreklilik, CHP’de devamlılık mı esas?