İslâm’dan Türk çıkarılırsa geriye üçün biri kalır

GÜÇLÜ BİR HAYIR KAMPANYASINA HAYIR VEYA BÜYÜK TAŞTA KIRMAK KILICINI VE BEKLEMEK ÖLDÜRÜLMEĞİ EN DERİN KÖŞESİNE ÇEKİLİP EVİNİN (II)
Allah bize istediğimizden fazlasını değil; hak ettiğimizden fazlasını verir. Eğer hamt eden kullardan isek “Allah bana istediğimden daha çoğunu” verdi deriz. Nankörlüğü ağır basanlar gözünü başkalarının elde tuttuklarına diker. Demek ki, kulluk şuurunun menzillerini ahlak gösterir. Bu münasebetle dünya ölçüsündeki meselenin Türk olma imtiyazına talip olma noktasında düğümlendiğine şahit oluruz. Yalın haliyle Türk olmak bir imtiyazı ele geçirmek anlamına gelir mi? Eğer gözünü başkasının elindekine dikmiş çıtkırıldım Türk iseniz ve ikbalinizi kendini kâfirlere beğendirme tablasına çakılı bıraktıysanız elbette gelmez.

Olan biteni, kevniyatı yerli yerince kavradıysanız anlarsınız ki İslâm’dan Türk çıkarılırsa geriye üçün biri, semavî üç dinden biri kalır. Zıddına bir vakıa cereyan edemez. Yani Türk’ten İslâm’ı çıkarılırsa geriye hiçbir şey kalmaz. İşte bu hiç oluş, bu menfilik kendine isim olarak Türklüğün imtiyazı tabirini beğenmiştir. İslâm’ın satveti yoksa Türklük bahsini açmanın imkânı da yok. Dikkat edin: Bütün yerkürede kâfirlerin kâfirlikleriyle övünemedikleri bir toprak parçası varsa orası Türk vatanıdır. Türk milleti tarih içinde olanca imtiyazını küfrün gözüne bir vatan edinerek sokmuştur. Tek dişi kalmış canavarın dişinin geçmediği yegâne yer Misak-ı Millî ile çizilmiş hudutlardır. Türk vatanının serhaddi Türk’ün iman dolu göğsüdür. İşte bu yoktan var olma imtiyazı Türk milletine musahhar üstünlük ve hâkimiyet hakkı sağlamıştır. Yokluğun, yokluğu yoklamanın, adem hissinin taçlandırdığı yegâne millet Türk milletidir. Kendilerini bizdenmiş gibi gösterip bize ölümün gösterildiğini iddia ederek bizi sıtma sancısına razı gelmeğe iknaa uğraşanlar bizden değildir.

Dünya siyasi haritasında SSCB yer alırken Türk vatanının mümtaz vasfına atıfta bulunma kolaylığı vardı. Zira siyaseten dünyayı üçe bölenler tasniflerinin bir yerine Türk vatanını iliştiremiyorlardı. Türkeli ne kapitalizme metropol alan temin eden birinci dünyanın, ne kapitalizm karşısında hasm-ı câli rolü oynamak üzere icat edilmiş Sovyet peyklerinin ve ne de kapitalizme kan veren periferinin bir parçasıydı. Birinci, ikinci, üçüncü dünya Türkeli’ni ne içine alabiliyor, ne de dışında tutabiliyordu. Anlam arayanlar Türkeli’nin hem görünen, hem görünmeyen gücü karşısında çaresizdi. Türk vatanı eğer kendi selâmeti için elverişli yolu benimseme tavrı içine girerse bütün dünya için bir numune doğmuş olacaktı.

27 Mayıs 1960 akabinde Türkiye’nin bir sosyalist dönüşüm geçirmesi doğacak numuneye giden en kestirme yoldu. Bu yolu vaktiyle solcu görünmek suretiyle tıkamış bulunanlar 1982 Anayasası’nda yapılacak on dokuzuncu değişiklik adına girişilmeğe niyet edilen referandum sırasında hayır oyu ibraz etmeğe hazırlanıyor. Eğer bu muktedir aileler kampı fırsat bulup da güçlü bir hayır kampanyası yürütecek olursa evetçilere bir mazlum mevkii hediye etmiş olacak. Mazlum mevkiinin getirimine talip olanlar Dünya Sistemi’ne Türk topraklarının küfr hâkimiyetine halel getirmeyecek forma sokulma sözü vermiş olanlardır.

Binaenaleyh melanet 12 Eylül 1980 akabinde Müslüman numarası yaparak parsa toplamış olanlardan geliyor. Her boydan, her boyadan kâfir gün be gün Müslümanların Müslümanlar eliyle ölüme sürüklenmesinden kâr temin etmekle kalmıyor depolarına köleleştirdikleri hafızasız ve tahayyül kudretiyle tanışmamış yeni nesiller dolduruyor. Şiire dirsek çevrildiği için benim ellerim böğrümde. Çevremde ne kılıcımı kırmağa müsait büyüklükte bir taş kaldı, ne de öldürülmeği beklememe el verecek derinlikte odam var.

İsmet Özel, 10 Şubat 2017

 

“Sedatlar öldü diye evet, barış olsun diye ‘evet’ diyorum”

Batman’da PKK mayınına kurban giden Sedat Özevin’in acılı eşi Hülya Özevin, “Eskiden ‘yetmez ama evet’ diyordum. Şimdi Sedatlar öldü diye evet, barış olsun diye ‘evet’ diyorum” dedi

Batman eski Baro Başkanı olan eşi Sedat Özevin’i mayına kurban veren Bandırmalı öğretmen Hülya Özevin, hala yüreğinde taşıdığı acıyla referandumda ‘Evet’ diyeceğini söylüyor. Özevin, “Eskiden ‘yetmez ama evet’ diyordum. Şimdi Sedatlar öldü diye evet, barış olsun diye evet” diyor.  Şiddetin karşısında duran ve bölge halkı tarafından sevilen kimliğiyle dikkat çeken Sedat Özevin, PKK’nın geçtiğimiz günlerde üstlendiği ve “soruşturulduğunu” açıkladığı mayın saldırısında yaşamını yitirmişti.

Okumaya devam edin

sanal referandum anketi

referandum anketi

Referandum sonucu ne olur?

Zaman zaman, “Referandum nasıl sonuçlanır?” sorusuna muhatap oluyorum. Bana göre, eğer muhalefet, tartışmayı, “AK Parti’ye evet ya da hayır”çizgisine çekebilirse, doğal olarak “hayır”lar, “evet”leri geçer.
Ama bunda ne ölçüde başarı sağlayacaklar? Kendi tabanlarını ikna edebilecekler mi? Önce liderlerin meydana inmesini bekleyelim; birkaç hafta içinde tartışmanın nasıl bir seyir takip ettiğini daha iyi anlayabiliriz. Bana göre, özellikle Anayasa Mahkemesi’nin “hukuka uygundur” kararından sonra, “evet” oyları bir nebze yükseldi. Özellikle CHP’nin, “Bunlar yargıyı ele geçiriyorlar” iddiası, inandırıcılığını büyük ölçüde kaybetti.
Haber Türk’ün Konsensus şirketine yaptırttığı ankete göre, “Evet”ler 7 puan artarak ancak % 45.8’i bulmuş; “Hayır”lar % 54.2.
Buna mukabil, “Bugün seçim olsa kime oy atarsınız?” sorusuna, verilen cevaplar şöyle: (Kararsızlar dağıtıldıktan sonra) AK Parti % 40.1, CHP % 30.6, MHP % 12, Saadet % 2.3, BDP % 5.4, Diğer % 9.6.
Seçim ve referandum sonuçları arasında bir çelişki var gibi geliyor. Hem AK Parti’nin oyu bu kadar yüksek çıkacak, hem de, referandumda, “hayır”lar,“evet”lerin 8-9 puan önünde olacak. Unutmayalım ki, MHP, BDP ve Saadet Partisi tabanında “evet” eğilimi belirli bir orana ulaşabilir.
Tayyip Erdoğan, grup toplantısında, referandum için MHP tabanına göz kırptı. Bence Saadet Partisi’nin yanı sıra, hem Barış ve Demokrasi Partisi, hem de MHP tabanının bir bölümü, “Evet” kullanma temayülünde. Bu yüzden, Tayyip Erdoğan, doğru bir taktik uyguladı; MHP tabanına çiçek attı. Eğer kampanya, kutuplaşma yaratmadan götürülebilirse ve AK Partililer meydanlarda rakip partilere sataşmak yerine, anayasa değişikliğini anlatmaya gayret ederlerse, “Evet” oranı yükselir. Bahçeli ya da Kılıçdaroğlu’nun konuşmalarında polemik dozu ne kadar yükselirse yükselsin, Erdoğan tuzağa düşmemeli ve soğukkanlı bir üslûp benimsemeli. Muhalefet, referandumu “AK Parti’ye evet ya da hayır”a dönüştürmeye çalışacak; bu yüzden kutuplaşma onların lehine. AK Parti ise, meseleyi hukuk zemininde tartıştırabilirse kazançlı çıkar.

Nazlı ILICAK

Anayasa ve Apo

Küçük bir akvaryuma konmuş iri bir balık gibi Türkiye.

Sürekli olarak akvaryumunun kenarlarına çarpıyor.

Yaralanıp bereleniyor.

Büyük, hareketli, renkli, güçlü, taleplerinin ve dertlerinin farkında, bunları dile getiren, çözüm arayan, tartışan, gelişen bir toplum yaşıyor burada.

Bu toplum, gelip gelip “devletin” duvarlarına tosluyor.

Özgürleşmeyi, büyümeyi, çeşitlenmeyi yasaklamış bir devlet bu.

İki önemli ayağı var bu “eskimiş” devletin. Biri ordu, biri yüksek yargı.

Ordunun aslında gerçek bir ordu olmadığı, askerlik dışında işlerle uğraştığı, aklını “kendi iktidarına” taktığı, bu iktidar için her şeyi yapabileceği, darbeler, lahikalar, andıçlar hazırlayabileceği ortaya çıktı.

Kendisini yenilemekte direnmesi, gerçekleri kavrayamaması, gücünü abartması, sonunda toplumun orduyu geriletmesine ve siyaset sahnesinin dışına atmasına neden oldu.

Gelişimin önünde tek bir güç kaldı, yüksek yargı. Bu yeni anayasa değişikliği, yüksek yargının, toplumun büyümesini engelleyen duvarlarını yıkacak.

Bu yargının “hukuk dışı” gücü de geriletildiğinde Türkiye’nin önü açılacak.

Okumaya devam edin

‘Özgür bir ülke için oyum: Evet’

Yeşilçam’ın ünlü aktrislerinden Hale Soygazi, referandumda ‘evet’ oyu kullanacağını açıkladı. ‘Daha demokratik ve özgür bir ülke’ istediğini ifade eden sanatçı, “Referandumda ‘evet’ oyu çıkarsa demokrasiye ve çoğulculuğa olan inancımız artacak.” dedi.