Etiket: ABD

Savaş Masrafının %21’ini Karşılayan İlk ABD Gelir Vergisi

Çatışma, Konfederasyon askerleri tarafından Güney Karolina’da Birlik güçlerinin bulunduğu Sumter Kalesi’ne kar­şı ateş açılmasıyla 1861’de başladı. 21 Temmuz’da Taş-Duvar*
lakaplı General Jackson ve General Beauregard’m yönettiği Konfederasyon ordusu, 30.000 civarında Birlik askerini Virginia Manassas’tan sürmeyi başardı. Her ne kadar savaşın
başında erken zaferler alsa da, ekonomisi artan enflasyonun ağırlığı altında ezilen Konfedere Güney, zamanla zayıflamaya başladı.


Kuzey ise rakibinin 9 milyonluk nüfusuna kıyasla 22 mil­yona ulaşan bir nüfusuyla avantajlı durumdaydı. Ayrıca Ame­rikan sanayisinin beşte dördü de kuzeyde bulunuyordu. Sa­vaşın ilk 18 ayında ABD tarihinin ilk gelir vergisini yürürlüğe sokan Kuzey, savaş giderlerinin %21’ini bu şekilde karşıladı. Ayrıca, yine bir ilk olarak ABD’nin ilk kağıt parası olan yeşil dolarlar bu dönemde piyasaya sürüldü. Daha ilkel bir mali sistemi ve bankacılığı olan Güney ise savaş masraflarını sadece daha fazla para basarak çözmeye kalkınca çığ gibi büyüyen bir enflasyonla karşılaştı. Örneğin,gıda maddelerini korumak için elzem olan tuzun fiyatı 1863 yılı içerisinde 30 kat arttı. Üstelik ekonomisi Avrupa’dan it­hal mallara bağımlı olan Güney, limanlarına uygulanan ablu­
ka sonucunda ciddi bir bunalıma girdi ve pamuk ihracatının 9690’ım kaybetti.


Konfederasyon’un kuzeye doğru ilerleyişi, Gettysburg Muharebesi’nden zaferle çıkan Birlik güçlerince 1863’te dur­durulmuştu. Nisan 1865’te Birlik güçlerinin en yüksek komu­tanı General Ulysses S. Grant son saldırısını başlatacak ve 9 Nisan’da Konfederasyon lideri Robert E. Lee’yi Appomattox’ta teslim alacaktı. Kuzey’in elde ettiği bu zafer Konfederasyon’un dağılması, federal hükümetin kök salması ve ABD genelinde köleliğin yasaklanması anlamına geliyordu.

ABD tarihinde gördüğü en ölüm­cül savaş: Amerikan İç Savaşı

Amerikan Askeri Ölüm Oranı: 1/15

Amerika Birleşik Devletlerinin tarihinde gördüğü en ölüm­cül savaş olan Amerikan İç Savaşı muhtemelen 620.000 ki­şinin hayatına mal olmuştur. Yakın tarihlerdeki bazı tahmin­lerin 750.000 kişiye çıkardığı bu sayı, ABD’nin öncesinde ve sonrasında girdiği tüm savaşlardaki kayıplarından daha fazladır. Hatta I. Dünya Savaşı ve II. Dünya Savaşı’nda top­lam 534.000’i bulan Amerikan kayıplan bile bunun altında kalmaktadır. Amerikan İç Savaşı’nda yaklaşık olarak 1/15 Okumaya devam et “ABD tarihinde gördüğü en ölüm­cül savaş: Amerikan İç Savaşı”

“Ak parti, CIA tarafından işe alındı, FBI tarafından işten kavuldu”

https://vimeo.com/89196635

ismet özel

Soru: Türkiye’de neler oluyor?

“Türkiye’de neler oluyor sorusu Dünyada neler oluyor sorusundan kopartılabilir mi? Türkiye’de dünyada olanın dışında bir şey mi oluyor? Türkiye’de bütün hadiseleri yorumlayan onlara bir mana atfeden insanların Türkiye’ye mahsus bir bakış açısı var. Ama bunların hepsi dünyada olan bitenin bir uzantısıyla ona dikkat kesilmek gerekiyor. Yol sorduğunuz adamın yalancı olup olmadığını bilmeden yaşarsınız. İşin aslını bilenlerle işin aslını bilmeyenlerin hikâyesi birbirine hiç uymayabilir. Türkiye’de dinlemeler olduğunu söylüyorlar. Angela Merkel’i kim dinliyor meselesi çok daha önemli değil mi? Türkiye’de dinlenen niçin dinlenir Angela Merkel niçin dinlenir? ‘Alman bu dur bakalım ne yapacak’ diye bakıyorlar. Türkiye’de ne oluyor meselesi ile Dünyada ne oluyor meselesini birbiriyle koparmak mümkün değildir. ABD bir milli devlet olarak dünya hâkimiyetinde bir şeyleri elinde tutuyor gibi mi görünüyor. Başka şeyler mi görünüyor bir belirsizlik var. Bunu muayyen hale getirmek için ekstra şeyler yapmak zorunda. Bu ekstra şeylerden biri de Suriye de rejimi devirmekti. Ve bunu yapamadı. Suriye ikinci Vietnam’ı oldu. Bunun böyle olmasında başrol Putin Rusyası’ydı. “Biz kendimizi savunuyoruz Sedat’ı değil” demişti. Putin Rusya’sı ABD’nin ikinci Vietnam’ını idrak etmesine sebep olduğu için şu anda sıkıya alınmış durumda. Sonuç ne olur… “Türkiye’de ne oluyor?” meselesi “Dünya’da ne oluyor”un bir parçasıdır. AKP, CIA tarafından işe alındı. FBI tarafından işten kovuluyor. Türkiye’de göbeğiyle zihniyle herhangi bir organıyla ABD’ye bağlı olan insanlar bütün cepheleri işgal etmiş durumda. Türkiye’de eğer bir siyasi anlaşmazlık varsa-hiç sanmıyorum, böyle bir şey yok Türkiye’de- sadece Amerika’da olan güç mihraklarının farklı farklı yansımaları var. Farklı farklı insanlara bir şeyler söyleniyor. Eğer biz Türk ve Müslüman isek bizi birinci dereceden ilgilendiren hiçbir şey olmuyor. Veyahut bizim aleyhimize olmayan hiçbir şey olmuyor. Bunu da bütün oyuna katılanlar yapıyor. Bir kısmı bizim tarafımızda bir kısmı onların tarafında diye bir şey yok. Eğer biz Türk isek ve Müslüman isek hepsi bizim aleyhimize bir şeyler yapıyorlar…” İsmet Özel’in 8 Mart 2014 Cumartesi günü Tokat Güneş TV’de katıldığı “Gündem” adlı programın görüntü kaydından.

dolar 7 lira olur mu? erdoğanın dolar açıklaması: suni kriz

türkiyenin ne makro ekonomik verilerinde ne üretim gücünde ne istihdam düzeyinde ne bankacılık sisteminde en küçük bir sıkıntı olmadığı halde suni finansal istikrarsızlık dalgalarına maruz kalıyoruz. bu saldırıların sebeplerini çok başka olduğu açıkça ortadadır.

Amerika, Suriye’de Türkiye ile daha fazla işbirliği istiyor

Tillerson says US ‘wants more cooperation with Turkey on Syria’
ABD Dışişleri Bakanı Tillerson, Birleşik Devletlerin Suriye”de Türkiye ile daha fazla işbirliği istediğini söyledi.

Washington hopes to cooperate with Ankara to minimize threats against Turkey and continue the fight against the Islamic State of Iraq and the Levant (ISIL), U.S. Secretary of State Rex Tillerson said on Feb. 14.


Birleşik Devletlerin Dışişlerinin en yetkili ismi olan Rex Tillerson, Vaşhinkton’un Türkiye’ye karşı olan tehditleri asgari seviyeye indirmek ve Deaş ile olan mücadeleye devam etmek için Ankara ile işbirliğinde olmayı umduğunu söyledi.

Ankara is “an important NATO ally and partner in the region,” added Tillerson, who acknowledged that Turkey faces threats from within its border as well as from areas in Iraq and Syria.

He also noted Washington and Ankara are committed to the “same outcomes” in Syria, including the defeat of ISIL, the de-escalation of violence there, and moving the Geneva peace talks forward.

The U.N.-backed international peace conference is aimed at ending the Syrian civil war by bringing together the Syrian government and opposition groups to discuss steps toward a transitional government.

Ankara, Türkiye’nin Irak ve Suriye’deki bölgelerden yanı sıra sınır içinde tehditlerle karşı karşıya olduğunu kabul eden Tillerson, “bölgede önemli bir NATO müttefiki ve ortağı” olduğunu sözlerine ekledi. Okumaya devam et “Amerika, Suriye’de Türkiye ile daha fazla işbirliği istiyor”

13 şubat hurriyet daily news yazarı murat yetkin yazısı: türkiye’nin abd’ye meydan okumasının zamanlaması

Turkish Foreign Minister Çavuşoğlu said on Feb. 12 that relations between Turkey and the U.S. will either improve or get much worse.

Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu 12 Şubat 2018 tarihinde “Türkiye ile ABD arasındaki ilişkilerin ya gelişecek ya da daha kötüye gidecek” dedi.
Ankara apparently believes it is not possible to sustain relations between the two NATO allies at the current level of strain. Çavuşoğlu also said Turkey does not want to hear “more promises” from the U.S., but rather concrete steps. On Jan. 11 government spokesman Bekir Bozdağ also said Washington should “stop trying to convince Turkey” about its Syria policy and must instead start delivering.

America and Turkey leaders shaking hands on a deal agreement

Ankara belli ki iki NATO müttefiki arasındaki ilişkilerin şu anki gerginlik seviyesinde sürdürülmesi mümkün olmadığına inanıyor. Çavuşoğlu, Türkiye’nin ABD’den daha fazla vaatler duymak istemediğini, somut adımlar atmasını istediğini söyledi. Hükümet Sözcüsü Bekir Bozdağ, Washington’un, Suriye politikası konusunda “Türkiye’yi ikna etmeye çalışmayı bırakması gerektiğini” ve bunun yerine teslim edilmesi gerektiğini söyledi.

Ankara is clearly weary of the U.S.’s promises about its ties with its local collaborators in the fight against the Islamic State of Iraq and the Levant (ISIL), the People’s Protection Units (YPG), which is the Syrian extension of the outlawed Kurdistan Workers’ Party (PKK). The PKK is designated as a terrorist organization not only by Turkey but also by the U.S.

Ankara açıkça ABD’nin Irak İslam devleti ve Iraklı Kürdistan İşçi Partisi (PKK) Suriye uzantısı olan Levant (ısıl), halk koruma birimleri (YPG) karşı mücadelede yerel işbirlikçileri ile bağlarını konusunda sözlerinden bıkmış. PKK, sadece Türkiye değil, ABD tarafından da terörist örgüt olarak belirlenmiştir. Okumaya devam et “13 şubat hurriyet daily news yazarı murat yetkin yazısı: türkiye’nin abd’ye meydan okumasının zamanlaması”

kılıç kabzasında kınalı parmak veya geçer not, artı puan

14 Aralık 2017 tarihli İsmet Özel köşe yazısı.

NTV… Açılımı: Nergis TeleVizyonu. Bize bu nergisin nereden derlendiğini merak etmek düşüyor mu, düşmüyor mu? Madem vaktiyle felsefenin hayretle başladığını söylemişler; siz de felsefeye bulaşarak nergisin nereden derlenip toparlandığını söylediğim zaman hayret edeceksiniz: Mahut televizyon kanalının ihdas edildiği günlerde bu yayın kurulunun Amerikanca “National” lâfzına liyakat kesp edeceğine muhakkak gözüyle bakılıyordu. Tıpkı silahlı müttefik kalıntısı güçlerin Irak topraklarına girer girmez orada şıpın işi bir Kürt devleti kuracağına, geri kalan arazide de biri Sünnî, diğeri Şii olmak üzere iki Arap devletinin kurulmasını sağlayacağına muhakkak gözüyle bakıldığı gibi. Yani ki, “our boys” ülkesi haline getirilmiş ülkede nergis, hani o eğildiği suda gördüğü suretine âşık olan nergis unutulup gidecek, dolar yeşili National baki kalacaktı. Öyle olmadı. Bir gün din gününün geleceğine inanmayanların hangi gözünün (sağ veya sol) neye nasıl baktığı bir şey. Din gününün malikinin Allah olduğuna inananların iki gözüyle ne gördüğü başka bir şey.

kılıç kabzasında kınalı parmak
ismet özel köşe yazısı

Türk gücü karşısına bilkuvve temellerini hassaten İtalyan şehir devletlerinde XIV. Hıristiyan asrında atan kapitalizmin meydana çıkışı maliyeti gözeten bir Dünya Sistemi tesis edilmesi demekti. Bu sistemin altı yüz senedir işleyişini temin eden Türk korkusudur. Modernlik emniyetini Türklüğün ne türden olursa olsun herhangi bir rotadan mahrum bırakılması politikasından başka bir yerde aramış değildir. Türk tesirsiz bırakıldı; ama halen Dünya Sistemi’nin karın ağrısına sebep olmaktadır. Türk nasıl tesirsiz bırakıldı? Karşısında bir hareketi ancak sistemli bir çabayla yürütülebilen Türk olanca gücünü kendine vatan kazandıran kılıç kabzasındaki kınalı parmaktan alıyordu. Tüfeğin icadıyla mertliğin bozulması Türkleri kendi devletlerini İslâm’la muaheze etme imkânından alıkoydu. O parmağın kabza tutmağa yaramaz hale getirilmesiyle beraber kınalanmasının da bir mânâsı kalmadı. Okumaya devam et “kılıç kabzasında kınalı parmak veya geçer not, artı puan”

Kerkük’ün ekonomik önemi ne?

Kerkük bir petrol kenti. ABD Enerji Bakanlığı verilerine göre, Kerkük’ün petrol rezervi 8 milyar 700 bin varil. Türkiye’nin ham petrol ihtiyacı günlük 700 bin varil.

kerkükte ne kadar petrol üretiliyor
kerkükün ekonomik önemi

Uluslararası Enerji Ajansı (UEA)’na göre, Irak petrolünün % 40’ı Kerkük’te üretiliyor. Ülkenin kanıtlanmış petrol rezervlerinin % 6’sı da Kerkük’te.

Birand: Bana yalaka diyeceksiniz ama Erdoğan artık bir dünya lideri

M. Ali Birand, AK Parti’ye yakın olmakla suçlanan yazarların bile ağzını açık bıraktıracak bir yazı yazdı…

Erdoğan`ın Batı`dan görünüşü…

Sizlere Erdoğan’ın, Washington, Paris ve en son olarak Atina’da nasıl göründüğünü, hakkında neler dendiğinin bir özetini yapabilirim. Ancak lütfen bu yazıyı okuduktan sonra “Başbakana yalakalık yaptın” gibisinden mesajlar yollamayın. Burada, gittiğim ülkelerin politikalarını yapan veya bu politikaları etkileyen üst düzey kişilerin neler dediklerini aktaracağım. Bu bir anket değil, bir izlenim yazısıdır.

Başbakan Erdoğan’ı bizler başka türlü görüyor ve değerlendiriyoruz, yabancılar ise bambaşka görüyorlar.

Dolaştığım Başkentlerde konuştuklarım için Erdoğan adeta Robin Hood gibi bir efsane kahramanıymış muamelesi yapılıyor.

En önemli niteleme, arkasından iten bir ailenin, bir gücün veya para desteğinin bulunmaması. Üstüne üstlük, Türkiye’nin egemen güçleri tarafından cezalandırılmasına rağmen, mücadele ederek iktidar olması, insanlara çok cazip geliyor.

Genel kanı, Türkiye’yi son birkaç yıl içinde önemli derece değiştirdiği ve eski tabuları yıkıp, yeni bir düzen kurmayı başardığı şeklinde. Özellikle Asker ve Yargı konularında attığı adımlar ve çeşitli Açılımlar, batı dünyasında “ Türkiye’yi normalleştiriyor” şeklinde okunuyor.
En son gittiğim Atina’dan bir örnek vereyim.

Erdoğan’ın Türkiye’yi bölgenin en ilginç ve en güçlü ülkesi konumuna soktuğu anlatılıyor. Özellikle başarılı bir dış politika izlediği ve bölgede sözü dinlenen bir lider olduğu vurgulanıyor. Bunları söyleyenler de, ne dediklerini bilen insanlar. Biz beğenmesek ve eleştirsek, hatta korksak dahi, Batı bambaşka görüyor.

Karizmasıyla, diplomasiye pek uymayan çıkışları, sert tepkileriyle hafif korkulan ve “Bunun üstüne fazla gitmeyelim” denilen bir lider portresi var.

Amerikan ve İsrail çevrelerinde, İran politikası nedeniyle kuşkuyla izlendiği doğru, ancak bunu bir pazarlık kartı gibi kullandığını ileri sürenler de çok.

Özetle genelleme yaparsam, Erdoğan batı dünyasında büyük dikkatle izlenen, atacağı adımların Türkiye’yi nereye götüreceği sorgulanan, ancak herşeye rağmen farklı ve dikkati çeken, Türkiye’yi öne çıkaran bir lider olarak görülüyor.

Ancak bu durumu sadece Başbakan’ın becerisine de bağlamamak gerekir. Bana en çok tekrarlanan unsur, Türkiye’nin bölgede büyük bir ekonomik güç konumuna gelmesi.Erdoğan istediği kadar karizmatik olsun, Türk ekonomisi böylesine büyümese, emin olun Erdoğan da böylesine dikkat çekmezdi.

Müslüman ülkelerden görünüş çok farklı
Tabii bir de Doğu’dan, daha doğrusu müslüman ülkelerden görünüş var.
O müslüman ülkeler ki, bundan bir süre öncesine kadar, Türkiye’yi küçümser, hatta müslümanlığını dahi sorgulardılar.

Şimdi durum değişmiş.
Benim en çok dikkatimi çeken nokta, konuştuğum insanların, Erdoğan’ı dindarlığından, eşinin türbanlı olmasından memnuniyet duyarken, aynı zamanda genel duruşu, konuşmaları, İsrail’e kafa tutuşuyla, ancak Türk ekonomisinin giderek büyümesiyle de değerlendirmeleriydi.

Irak ile ilgili tezkerenin reddi…
Peres’e one minute çıkışı…
Gazze konusundaki tutumu…
Ermeni ve Kürt açılımları…

Bütün bunlar, Erdoğan’ı doğu ülkelerinde de sivrilmiş. Kimselerin yapamadığını veya Türkiye’nin eskiden yapmadıklarını yapar olması, Başbakanı farklılaştırmış.

“Müslüman ülkelerde Türkiye giderek cazibe merkezi olmaya başladı” diyen bir Mısır’lı diplomat, Türkiye’nin sadece Filistin konusunda değil, bugün geldiği nokta itibariyle gıpta edildiğine dikkat çekti.

Ak Parti’nin dindar yaklaşımı, türbanlı eşlerin Çankaya ve Başbakanlığa yükselmeleri ve İslam ile ilişkisi de bu ülkelerin dikkatini çekiyor. İslamın kendini düzeltmesi gerektiğini söylemesi, ABD’ye rağmen, İran yaklaşımını sürdürmesi, birçok ezberi bozuyor..

Ancak, Erdoğan’a bu övgüler kişisel olarak gelmiyor. Türk ekonomisinin giderek büyük bir güç durumuna girmesi, Başbakanın çıkışlarıyla birleşince bir anlam kazanıyor.

Müslüman ülkelerin bu tutumunun altında “… Baksanıza, Türkler hem müslüman bir parti tarafından yönetiliyor, hem demokrasileri işliyor, hem de zenginleşiyorlar” sözcükleri yatıyor.

Ekonominin müthiş bir üretim gücüne kavuşması, Türk yaşamını yansıtan TV dizilerinin müslüman ülkelerde beğeni kazanması, bunun yanında, dış politikasının değişmesi ve Ankara’nın sesini yükseltmesi, müslüman ülke halklarında “ Biz neden Türkiye gibi olamıyoruz?” sorularının sorulmasına yol açıyor.

Mısır da, Orta Doğu’nun büyük gücü sayılır. Ancak, Türkiye giderek öne geçiyor. Nedeni de yine ekonomisinin büyümesi ve ülkenin zenginleşmesi. Fatura baştaki lidere kesildiği için, herkes Erdoğan’ı alkışlıyor.

Mutlaka doğu ülkelerinde de Erdoğan’dan ve politikalarından hoşlanmayanlar vardır , ancak Türk Başbakanı’nın , İslam dünyasında Batı’ya oranla çok daha cazip görünüyor.

MEHMET ALİ BİRAND – POSTA