AK Parti’nin Erdoğan’dan sonraki lideri kim olacak?

2012 veya 2014 yılında Türkiye yeni cumhurbaşkanını seçer ve bu Tayyip Erdoğan olursa, yeni Başbakan kim olacak? Partiyi hangi lider 2015’e taşıyacak?”

Başbakan Tayyip Erdoğan, 2011 seçimlerinde son kez milletvekili adayı olacağını açıklamıştı… Arınç’a ”Temsilciler Meclisi” programında, ”Sayın Başbakan yerini kime bırakacak ya da AK Parti’de ne olacak” diye soruldu:

– Herhalde ben bu tartışmanın dışında kalırım. Çünkü benim de üçüncü dönemim olacak. Bu hüküm parti tüzüğe konulurken çok düşünüldü. Belediye başkanları için de böyle bir hüküm var. Hiçbirimizin gözü arkada kalmasın. Bu Baykal’ın gidişine benzemez.

Aslında Arınç’a sorulmak istenen şuydu: ”Başbakan bırakıyor, amacı Köşk’e çıkmak. Yerine Başbakan olacak kişiler içinde en güçlü aday sizsiniz, ne düşünüyorsunuz?”

Okumaya devam edin

Ey siz sahipsizler…

Hasan yedi yaşında.

Kapının önünde oturmuş karpuz yiyor. O koca karpuz dilimi onun ellerine sığmıyordur, kara bir kuzu gibi kafasını karpuza gömmüş sularını bileklerinden akıtarak ısırıp, çekirdeklerini de bitirim bitirim dişlerinin arasından kaldırıma tükürüyordur.

Bir şeyler düşünüyor olmalı o sırada.

Ya bir mahalle maçını, ya jantları nikelajlı bir bisikleti, ya da kimbilir belki de sınıfta saçını çeken o yaramaz kızı.

Aniden sokağa koşarak birileri giriyor, peşlerinde korkutucu kara kasklarıyla, elleri coplu polisler.

Hasan korkup evin içine kaçıyor.

Ama korkusuna rağmen yarısı ısırılmış karpuzu da elinden bırakmıyor.

Polisler de peşinden giriyorlar Hasanların evinin avlusuna.

“Terörist” Hasan’ın kendilerine “taş attığından” ya da “örgüt üyesi olduğundan” şüpheleniyorlar demek ki.

O sırada içeride uyuyan babası oğlunun sesine uyanıp dışarı fırlıyor.

Polislerle karşı karşıya geliyor.

Oğlunun korktuğunu görünce çok hiddetlenmiş olmalı, polislere “ne yapıyorsunuz” diye bağırıyor herhalde.

Polislerden biri de silahını doğrultup Hasan’ın babasını alnından vuruyor.

Baba, şimdi komada.

Alnından vurulan baba, kardeşi öldürüldüğü için Güneydoğu’dan Mersin’e göç etmiş.

Ama bu ülkede onun gibilere kurtuluş yok.

Onlar sahipsizler.

Onlar gazetelere haber olmayanlar.

Onlar hesabı sorulmayanlar.

Onları bir mezrada roketle patlatabilir, bir piknikte ensesinden vurabilir, bahçesinde tarayabilir, bir hapishane avlusunda basket potasına asabilirsiniz.

Kimse aldırmaz.

Zengin değiller, ünlü değiller, bir bildikleri, tanıdıkları yok.

Cenazelerine bir iki akrabadan başkası katılmaz.

Gömülür ve unutulurlar.

Biz, onları unutturmayız.

Biz onları unutmayız.

Bu ülkede bir çocuğa dokunulduğunda, bir çocuğa kötülük yapıldığında, bir çocuk öldürüldüğünde, korkutulduğunda, biz varız.

Biz aslında sadece bunun için varız.

O sahipsizler için varız.

Elimizin yettiği, gözümüzün gördüğü, kulağımızın duyduğu her vahşetin peşine düşeriz.

Birisi bir çocuğa, bir sahipsize, bir kimsesize kötülük ettiğinde, kötülük etmeyi düşündüğünde korksun istiyoruz, “bunu şimdi yazarlar” diye içlerine bir korku düşsün istiyoruz.

Kötülük eden her kim olursa olsun, ne kadar güçlü olursa olsun, karanlıkların içine saklanmakta ne kadar mahir olursa olsun, onu bulup ortaya çıkartmak, hesabını sormak istiyoruz.

Bu ülkenin sahipsiz insanları, başlarına bir dert geldiğinde bizi arasın istiyoruz.

“Taraf diye bir gazete varmış, kimsenin sahip çıkmadıklarına sahip çıkarmış” desin istiyoruz.

Bizim hayalimiz, isteğimiz, varlık nedenimiz bu.

Sahipsizlere kimsenin dokunamayacağı bir ülke olsun burası istiyoruz.

Hasan oturmuş karpuz yiyormuş.

Yedi yaşında bir oğlancık.

Babasını vurmuşlar.

Anayasa’nın değişmesini, barışın olmasını, demokrasinin gelmesini, ordunun ve yargının vesayetinin sona ermesini bunun için, bu sahipsiz insanlar, bu sahipsiz çocuklar sahipsiz kalmasınlar diye istiyoruz.

Kimse onları korkutamasın, canlarını yakamasın, öldüremesin diye istiyoruz.

Canı yanan bir çocuğun haberini eğer bir gün bir başbakanın, bir politikacının, bir generalin sözlerinden daha küçük görürsek sayfamızda, o gün bize lanet edin.

Ama emin olun öyle bir gün olmayacak.

Ey bu ülkenin sahipsizleri…

Biz olduğumuz sürece sahipsiz değilsiniz.

Sizinle biz birbirimizin sahibiyiz.

Babası bir iyileşsin, Hasan’ın kapısının önünde karpuzunu yerken bir resmini çektirip altına da “Hasan’a dokunanı yakarız” diye yazacağız.

Yedi yaşındaki Hasan sizden değil, siz Hasan’a dokunmaktan korktuğunuzda biz rahat edeceğiz.

Taraf

referanduma neden evet demeliyiz?

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, HABERTÜRK TV ekranlarında AK Parti Genel Merkezi’nden canlı yayınlanan ‘Sansürsüz Özel’de HABERTÜRK TV Genel Yayın Yönetmeni Yiğit Bulut’un sorularını yanıtladı:

Neden evet demeliyiz?

Öncelikle çok teşekkür ediyorum. Önümüzde şöyle bir tablo var. Aslında milletin çizdiği bir tablo. Darbe anayasası mı, milletin anayasası mı? Millet darbe anayasasını bir kenara koyuyor. Yıllardır bu iradeyi bekliyordu. Ve bunu gördü. Bütün STK’lar da bu işin içindeydiler. Biz bu adımı attık. Asıl değişikliğin de 2011 seçimlerinden sonra yapılacağını söylüyoruz. Bu bir milletin anayasasıdır. Muhalefet zorla bunu AK Parti projesi olarak sunuyor. Bu bir AK Parti projesi değildir. Bu AK Parti’nin kapatılması öncesi yapılan bir hazırlığın neticesidir. Ana muhalefet hazırlığı hiç görmeden reddetti. Diğer muhalefet reddetti. Uzlaşma hiçbir zaman aramadılar. Bize düşen sivil toplum kuruluşlarına gitmek… Geçmişte anayasa hazırlığı yapan kuruluşların, TOBB, TÜSİAD gibi.. Bütün partilerin bu hazırlıklarını önümüze aldık. Bu çalışmalar üzerinden hazırlığımızı yaptık. Şu anda önümüzde bulunan bir taslaktır. Ve bu çalışmanın neticesidir. O da Meclis’e geldi, bu hale geldi. Bu hale de Ana muhalefet itiraz etti. AYM’ye gitti, AYM de bu uygundur dedi. Şimdi biz asıl sahibine gidiyoruz. Şimdi biz, söz de karar da milletindir dedik.

Metinde ufak tefek düzenlemeler oldu. Bu sizi rahatsız ediyor mu?

Bizim gönlümüz esasa girmeden bunun çıkmasıydı. Bu yine de bütünü olarak baktığımızda rahatsız edici bir netice doğurmadığı için bütün gönlümüzle sarıldık. Şu anda milletimizin huzurunda.

Okumaya devam edin

Başbakan Erdoğan, referandum, irtica, darbeler, TÜSİAD hakkında konuştu

Başbakan Erdoğan Habertürk kanalında Yiğit Bulut‘un sunduğu Sansürsüz adlı programa konuk oldu. Başbakan Erdoğan 12 Eylül referandumu, muhalefetin tavrı ve Türkiye’nin gündemine ilişkin sorulara canlı yayında cevap veriyor.

Başbakan Erdoğan, yeni bir anayasa talebinin yıllardır Türkiye gündeminde olduğunu sivil toplum kuruluşlarının ısrarla yeni anayasadan yana olduklarını dile getirirek bu konu üzerine muhalefet partileri ile görüşmeye gittiklerini ancak olumsuz cevap aldıklarını buna karşın hazırlıklarını sürdürdüklerini ve Meclis’ten geçirdiklerini anlattı.

Erdoğan, yeni anayasanın AK Parti‘nin değil devletin politikası olduğunu Anayasa Mahkemesi‘ne giden maddelerin küçük değişikliklerle referanduma gittiğini dile getirerek “Bizim arzumuz esasa girmeden paketin çıkması idi. Müdahale olmasına rağmen biz bu metnin vatandaşın onayına sunulmasından mutlu olduklarını söyledi.

Başbakan Erdoğan, “Referandumda sağlanacak değişimle 2011’a çok daha güçlü bir iktidara doğru gidiş olacaktır. Bu iktidar da daha geniş çaplı bir anayasa için çalışmasını yapacaktır.” dedi.

Başbakan Erdoğan, 2011’de son kez Milletvekili adaylığını koyacağını ama siyasetten kopmayacağını dile getirerek “Dünya’da siyaset tüm liderler belli dönemler için iktidarda durur. Zirvedekyken koltuklar bırakılmaz ise o koltuktan indirirler” dedi.

Okumaya devam edin

Kemal Kılıçdaroğlu:Ben daha o zaman doğmamıştım

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Başbakan Erdoğan‘ın ‘Dersim’i CHP bombaladı’ yönündeki sözlerinin hatırlatılması üzerine, “Ben daha o zaman doğmamıştım” yanıtını verdi.Kılıçdaroğlu, villa tartışmalarının anımsatılması üzerine de kendisinin bir kooperatif üyeliğinin söz konusu olduğunu hatırlattı. Kemal Kılıçdaroğlu, şöyle dedi: “Bir havuzlu villa söz konusu değil.

Başbakan Erdoğan: Terör bitecekse biz çekiliriz

Başbakan Erdoğan’ın açıklaması şöyleydi:

“İnegöl’de küçük bir kıvılcım gerginliğe neden oldu. Dörtyol’da polislerin şehit olması gerginliğe neden oldu. Bunlar bir provokasyondur. Sinsice tertipleniyor”

“Taşeron örgüt Reşadiye’de, İnegöl’de Dörtyol’da Samsun’da deverye girdi. Taşeron örgüt güvenlik güçlerine saldırırken muhalefet bunu bir fırsat olarak değerlendirip hükümete saldırıyor.”

Okumaya devam edin