550 milletvekili bile fazla, 600 değil 450 olmalı

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu: 550 milletvekili bana göre fazla. Normali 450’dir. Şimdi 600’e çıkarıyoruz. 550 milletvekili bize yetmiyor. 600 milletvekili olsun diyorsanız gidip ‘evet’ oyu kullanacaksınız. Olur mu? 600 milletvekili 187 trilyon para ödüyeceğiz. Gerek var mı buna diyorsanız gideceksiniz ‘hayır’ oyu kullanacaksınız.

16 nisan referandumu milletvekili sayısı artışı
yeni anayasa taslağında mebus sayısı 600’e çıkarılıyor

Bana sorarsanız neden 600? Neden 187 trilyon lira? Eğer bu parayı birine vereceksem götür fındık üreticisine ver kardeşim. Milletvekillerine 187 trilyon vereceksin. Fındık üreticisi yine perişan vaziyette. Diyorsanız ki fındık üreticisi olarak ‘Biz perişanlığa alıştık. Açlığada alıştık. Evet oyu kullanalım’ diyorsanız kaderinizi kendiniz çizmiş olacaksınız. ‘Hayır 187 trilyon lira bizim cebimizden çıkmamalı, bu ülkede açlık var, yokluk var. Ürün üretiyoruz. Dünya da 1 numarayız. Bu para bize verileli doyorsanız gidecek ‘hayır’ oyu kullanacaksınız.

BAYRAĞIMIZDAKİ KIZILLIK ŞEHİT KANI DEĞİLDİR

BAYRAĞIMIZDAKİ KIZILLIK ŞEHİT KANI DEĞİLDİR VEYA
ŞEREFİ TÜRKLÜKTE ARAYIP BULAMAYAN SANIR Kİ TÜRK’E İSOKRATES’TEN ZİYADE METE HAN YAKINDIR (I)

Ahmet Haşim şiirin “ufuklarda yüzen nazenin bir balon” ibaresine hapsedilmesini kusur ittihaz edenlerce kınandı. Giderek Haşim’e cevap “ufuklarda yüzen al sancak” ibaresiyle verilmiş oldu. İslâm dairesinde isek agâh olacağız. Böylesi münasebetleri kör tesadüfler sanma hatasına düşmek Türk’e yakışmaz. Türk’e insanın dünya hayatındaki yerini olduğu kadar, bu yer ile şiir arasındaki münasebeti ayan ve beyan etmek yaraşır. Zira Türk varlığı bu varlığın fark edilmesine fırsat veren günlerden itibaren varoluşun izahıyla bütünleşmiş, Türk vatanını şekle Türkçenin tebcili sokmuştur. Biz Türklerin dik durmasının, durabilmesinin sebebi, gerekçesi dinimizin hediyesi dilimiz vasıtasıyla tarihte iki kez vatanlaştırdığımız topraklardır. Dik duruyoruz; omurgamız var.

ismet-ozelİnsanın şerefi ile omurgası arasında ne münasebet bulunduğu meraka değer. Neye denir omurga? Ne işe yarar? Bir fert, bir şahıs olarak bizzat size omurgalı denilmesi için bir sebep var mı? Hangi sebep var? Bilim dilinde tabir olarak rastladığımız “omurgasız hayvanlar” tasnifte bir yeri işaret ediyor. Dile kulak verdiysek ve dile getirilen insanın omurgasızlığı olduysa, bilinsin ki, bununla tasvirine yeltenilen ahlâk sefaletinden başka bir şey değildir. Hangi insana omurgasızlık yakıştırıldıysa o kimse toplum hayatındaki pespayeliğin delillerinden biri yerine geçer. Öyleyse nedir omurgalı insan? Tarih içinde insanların omurgaları emanet ehli oluşları sebebiyle taayyün etmiş, muayyeniyet kazanmıştır. Omurgası olan metbudur; taabi değil. İnsanların bellerini dik tutabilmeleri kendilerine bir şey emanet edilebilecek karakteri kesp etmeleri şartına bağlıdır. Kim ki, dile kulak vermekten geri durdu, onun şaşkınlığa düşmesine engel olunamaz. Türk dili çerçevesinde CHP Türk milletini devletten, MHP Türk milletini milletten, AKP Türk milletini dinden etti denildiğinde omurgasızlığın neye mal olduğu anlatılmaktadır.

Omurgamız hem bizim söylediğimiz sözler, bizim takındığımız tavırlar, hem de bize hitaben söylenilen sözler, bize karşı takınılan tavırlar itibariyle bir maliyete taalluk eder. Bu satırları okuma zahmetini göze almış biri olarak sizin de Türk’e Mete Han’ı İsokrates’ten ziyade yakın sanma ihtimaliniz yüksek, hem de pek yüksektir. Çünkü modernliğin yükseldiği asırlar içinde Türklere Yahudiler, Ermeniler, Rumlar Türklük hususunda bir zannı hak olarak bildirdi. Ne niyetle yaptılar bunu? Hangi Yahudiler, hangi Ermeniler, hangi Rumlardı bunlar? Bunlar Yahudiliği en üstün değer olarak bilen Yahudiler, Ermeniliği en üstün değer olarak bilen Ermeniler, Rumluğu en üstün değer olarak bilen Rumlardı. Türk’ün ne olduğu, kim olduğu hususunda aralarında vardıkları mutabakatı bize, biz has Türklere yutturmuşlardır. Bu yüzden dünyanın her yerinde sanılır ki Küçük Asya’ya tam tekmil Türk olarak at üstünde gelindi. 

Okumaya devam edin

Ayşe Türkmenoğlu’nun açtığı davayı Kılıçdaroğlu kazandı

4 eski bakanın yolsuzluk iddiasıyla Yüce Divan’a gönderilmesini engelleyen Meclis komisyonunun AK Partili üyelerinden Ayşe Türkmenoğlu’nun  CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na açtığı tazminat davası reddedildi. Ankara ikinci Asliye Hukuk Mahkemesi kararında “Muhalefet liderininin konuşması değil konuşmaması tepkiye yol açar” denildi.

Kemal Kılıçdaroğlu
K. Kılıçdaroğlu

17 – 25 Aralık soruşturmalarda adı geçen 4 bakan için kurulan komisyon, bakanları Yüce Divan’a sevk etmemişti. CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu da grup toplantısında komisyonun AKP’li üyelerin adını sayarak, “Bu milletvekilleri hırsızların hamiliğine soyunmuş milletvekilleridir arkadaşlar herkes bunu böyle bilsin. Siz de ahlak var mı, siz de vicdan var mı, sizde iman var mı? 9 kişiye söylüyorum, sizde ahlak, sizde namus sizde şeref var mı?” demişti.

Okumaya devam edin

CHP Seçimli Büyük Kurultay 16-17 Ocak 2016

Cumhuriyet Halk Partisi‘nin, 16-17 Ocak 2016 tarihinde yapacağı “Seçimli Büyük Kurultay”a en fazla delegeyi veren İstanbul CHP İl başkanı, Ankara CHP İl başkanı ve İzmir CHP İl başkanından ilginç öneri:

CHP Genel Başkanı
Kemal Kılıçdaroğlu

Üç il başkanı da Geneş Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nun görevinde kalmasını istiyor. İl Başkanları, bunun karşılık parti yönetiminde köklü değişiklik talep ediyor. Bu talep sandığa yansırsa MYK üyelerinin tamamına yakınının değişmesi sürpriz olmayacak.
İSTANBUL:
CHP’deki vitrin değişikliğini en fazla dillendiren illerin başında İstanbul geliyor.
Cumhuriyet Halk Partisi İstanbul İl Başkanı Cemal Canpolat, “Biz İstanbul olarak 176 delegemizle Sayın Genel Başkan’ımız Kemal Kılıçdaroğlu’nun arkasındayız. Genel Başkan dışında parti yönetiminde değişim talebinin olduğu tartışmasız gerçektir. Değişimin olması demek oradaki tüm arkadaşlarımızın dışarıda kalması demek değildir. Ancak PM ve Merkez Yürütme Kurulu’nun %85’inin değişimi konusunda çok büyük bir talep var. Artık CHP’de yerinde oturarak il başkanlığı veya genel merkez yöneticiliği dönemi kapandı. Halka dokunan parti yöneticisi olacak. Halka dokunmayan yöneticilik yapamayacak” diye konuştu.

Okumaya devam edin

referandum sonucu %57,36 ile EVET çıkacak

Referandum tarihi yaklaştıkça her kesimin araştırma sonuçları da ortaya çıkıyor. Kimi araştırmalarda EVET az farkla önde kiminde HAYIR. Bu araştırmaların niteliği ve bağımsızlığı ne denli objektif bilemem ama kendi açıklamamı yapabilmek için bir araştırma da ben geliştirdim. Sosyal bilimlerde değişik araştırma yöntemleri bulunmaktadır. Ben de bu zenginlikten faydalandım.

Elde ettiğim bulgular yaklaşık olarak başlıkta kullandığım değer ile ifade edilebilir. Yani 12 Eylül sonucunda EVET oyları yeni anayasa için %57,36 değerinde olacak. En yüksek EVET oyları Doğu Karadeniz’den çıkıyor.
Araştırmamın içinde aslında oy yüzdelerinden çok benim şahsi olarak merak ettiğim diğer bir konu referandumda oy kullanacakların neye EVET veya neye HAYIR diyeceklerini bilip bilmemeleriydi. Beni asıl bu tablo ilgilendiriyor açıkçası. Zira 1982 anayasası askerin gölgesi altında zoraki olarak halkın önüne konulmuşu ve insanlar “evet” demeleri için baskı altına tutulmuştu. Yani o zamanlar “kim neye evet dediğinin” farkında değildi.

Günümüzde ise paketin 26 maddeden oluşuyor olması ve içeriğinin her türlü kitle iletişim ortamında yayınlanmış olmasına karşın acaba yine bilmeden mi oy kullanacağız. Açıkçası gördüğüm manzara beni korkuttu. Çünkü neredeyse seçmenlerin %80 lik bir bölümü neye “evet-hayır” diyeceğini çok da bilmeden oy kullanacak. İşte bu durum günümüz iletişim ortamında ve eğitim olarak her ile bir üniversitenin mevcut olduğu da göz önüne alındığı böyle bir şartta gelecek için hiç de iç açıcı bir tablo değil.

Okumaya devam edin