Etiket: Ergenekon

Fethullahçılar ve Avcı

Çok sık duyduğumuz sözler var.

“AKP’liler, devleti ele geçirmeye çalışıyor” gibi ya da “Fethullahçılar devleti ele geçirmeye çalışıyor” gibi.

Devlet “birilerinin” sahip olduğu ve “birilerinden” koruduğu bir kale anladığım kadarıyla ve bu “kalenin” ele geçirilmesinden korkuyorlar.

Kim bu “kalenin” sahipleri, niye onlar devleti “yönetiyorlar” da “diğerleri” devleti “ele geçirmeye” çalışıyor?

CHP “devleti ele geçirmeye” çalışmıyor mesela, ordu da devleti ele geçirmeye çalışmıyor, yüksek yargı da devleti ele geçirmeye çalışmıyor, onlar hakkında “devleti ele geçirmeye çalışıyorlar” diye bir söz duymadım.

Ama AKP’lilerle Fethullahçılar devleti ele geçirmeye çalışıyor.

Devlet, bu ülkenin bütün vatandaşlarının “yönetmeye talip olabileceği” bir şey değil demek ki, sadece bazılarının yönetebileceği, diğerlerinin ise “ele geçirebileceği” bir şey.

Dün Roni Margulies bu konuda muhteşem bir yazı yazmıştı.

“Bir general, bir emniyet müdürü ‘evet ben Fethullahçıyım’ derse ne yapılması öneriliyor” diyordu, “işten mi atmak gerek adamı? Hapse mi atmak gerek?

İnançları nedeniyle atılması gerek, öyle mi?

Başka kimleri atmak gerek peki? Beğenmediğimiz inançlara inanan herkesi atalım mı?”

Fethullahçıların inançlarının ne olduğunu, diğer Müslümanlardan farklarını bilmiyorum, “ılımlı İslam” oldukları söyleniyor, ne olursa olsun, neticede bir “inanç” değil mi bu?

İnançlarından dolayı insanları suçlayacak mıyız?

“İnanç”, suç mu?

“Fethullahçılık” diye bir suç yok ama Fethullahçı olmak “suçlu” olmak anlamına geliyor neredeyse. Okumaya devam et “Fethullahçılar ve Avcı”

Zihni ÇAKIR Ergenekon’un Çöküşü kitabı gerçeklerden oluşuyor

Zihni ÇAKIR, Ankara’nın Pursaklar ilçesinde yayımlanan Kuzeyin Sesi gazetesinin genel yayın yönetmeni galiba.Adını orda duymuştum.Daha sonra cafesiyaset ve haber7 de ergenekon vb. konularda çok yazdı rastladım ama pek okumuşluğum yok.Şuan haber7 de gördüğüm habere göre 7 ay önce yazdığı Ergenekon’un Çöküşü adlı kitapda yazılan herşey birbir gerçek olmuş.

Yeni Ergenekon Operasyonu

Türkiye güne yeni Ergenekon Operasyonu ile uyandı.

Ergenekon’da 12. dalga operosyanları başladı. Polis, Başkent Üniversitesi rektörü Mehmet Haberal’ın evinde ofislerinde arama yapıyor.

08.30 itibariyle basına İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nin kararı çerçevesinde İstanbul ve Ankara polisi ile bazı bölgelerde Jandarma, Başkent Üniversitesi, Ankara Patalya Otel’de, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği (ÇYDD) genel merkezi ve İstanbul’daki şubelerinde arama başlattı.

Onikinci dalga kapsamında Başkent Üniversitesi Rektörü ve sahibi Mehmet Haberal ile ÇYDD Genel Başkanı Türkan Saylan’ın evlerinde de arama yapıldığı öğrenildi.

Operasyon sabah 08.30 itibariyle televizyonların haber kanallarında son dakika olarak verilmeye başlandı.

BAŞKENT ÜNİVERSİTESİ’NE ERGENEKON OPERASYONU

Ergenekon soruşturması kapsamında, Başkent Üniversitesi Rektörü ve Kanal B Televizyonu Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Mehmet Haberal’ın evinde arama yapıldığı öğrenildi. Polisin, Haberal’ın evi ile birlikte Başkent Üniversitesi ile Anal B televizyonununda da aramaları sürdürdüğü bildirildi.

KIZILCAHAMAMDAKİ PATALYA OTELDE DE ARAMA YAPILIYOR

”Ergenekon” soruşturması kapsamında Başkent Üniversitesi Rektörlüğü ve Kızılcahamam’daki Patalya Otelde de arama yapılıyor.

Ankara Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerinin Başkent Üniversitesi Rektörü Mehmet Haberal’ın evi ve Kanal B’nin yanı sıra Başkent Üniversitesi Rektörlük binası ile Kızılcahamam’daki Patalya Otelde de arama yaptığı öğrenildi.

MHP’Lİ BÖLÜKBAŞI HABERAL’IN EVİNE GELDİ

Başkent Üniversitesi Rektörü Mehmet Haberal’ın evinde yapılan aramalar sırasında MHP Milletvekili Deniz Bölükbaşı’nın da buraya geldiği öğrenildi.

ÇYYD’NİN İZMİR BÜROSU DA ARANIYOR

Sürdürülen Ergenekon soruşturması kapsamında İzmir Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği (ÇYDD) bürosu aranıyor.

Kaynak:SAMANYOLUHABER

Şevki Yılmaz Eski Dava Arkadaşlarına Seslendi

Milli Görüş’ün önemli isimlerinden Şevki Yılmaz, 29 Mart seçimlerine yönelik çarpıcı tespitlerde bulundu.Yılmaz eski dava arkadaşlarını uyardı.

Yılmaz, Ergenekon yapılanmasından ilk kez hesap sorulduğunu, bunu yapan iktidarın alaşağı edilmek istenmesine ‘destek vermeyeceğini’ kaydetti.

Sultan Abdülhamid’in İttihat ve Terakki çeteleri tarafından tahttan indirilmesinden 100 yıl sonra içerideki ihanet odaklarının ilk kez sırtının yere getirildiğini hatırlatan Yılmaz, “Şimdi birileri çıkmış koltuk hırsından; ‘Bu iktidar yıkılmalı!’ diyor… Ben buna hizmet etmem, edene de destek vermem ve bütün gücümle mani olurum.” ifadelerini kullandı. ‘Habervakti.com’ internet sitesine konuşan Yılmaz, halkın sandığa giderken ‘one minute’ı düşünmesini istedi. Hiçbir parti ile organik ve inorganik bağının olmadığının altını çizerken tamamen vicdani sorumluluğu gereği konuştuğunu dile getirdi. Şevki Yılmaz’ın görüşleri özetle şöyle:

Darbecilerden hesap soruluyor

Hiçbir vatan evladı, Ergenekon ihanet çetesine karşı kelle koltukta mücadele eden AK Parti iktidarının karşısında yer almaz, alamaz! Vatanını ve milletini seven hiç kimse 1960, 1971, 1980 darbesi ile 28 Şubat postmodern darbesinin acılarını çektiği halde darbecilerden hesap soran AK Parti iktidarına hain ve işbirlikçi diyemez.

Sizler çetenin dinci ayağından mısınız?

Ergenekon’a destek verenlere sorulur; sen bu çetenin hangi kanadını temsil ediyorsun, sen de mi bu derin çetenin ayağısın, sol ayağını gördük, sağ ayağını gördük, aşırı solunu gördük, terör örgütü ayağını gördük, sen yoksa şu dinci ayağından mısın (?!..) derler…

Kendilerini yok etmeye çalışanlarla birlik olanları ibretle izliyorum

28 Şubat’ta dönemin başbakanına en ağır hakaretler yapanlardan bugün hesap soruluyorsa, AK Parti hükümetine en çok o hakaretlere maruz kalanların destek vermesi gerektiğine inanıyorum ama görüyorum ki bazıları derin güçlerle omuz omuza vermiş, dün kendilerini yok etmeye çalışanlarla birlik olmuş görüntüsü vermekteler.. Bu acı tabloyu ibretle izliyorum, milletimiz de izliyor..

Oylarınızla Ergenekon’u diriltmeyin

Şimdi birileri çıkmış koltuk hırsından; “Bu iktidar yıkılmalı!” diyor… Ben buna hizmet etmem, edene de destek vermem ve bütün gücümle mani olurum. Vatanını ve milletini seven ister Saadet Partili, ister MHP’li, ister BBP’li ve hatta CHP’li olsun bu ülkede 60 ihtilalini, 12 Mart 1971 ve 1980 darbesini, 28 Şubat postmodern darbesini yaşadığı ve acılarını çektiği halde bu darbecilerden hesap soran AK Parti iktidarına ‘yıkılsın bunlar’ diyemez.. Ve AK Parti dışındaki partilere oy vererek bu Ergenekon terör örgütünün tekrar ayağa kalkmasına, güç bulmasına hizmet edemez..

Ergenekon bitmeden özgürlük gelmez

Bu iktidardaki kardeşlerimiz gidip Saadet, MHP veya diğerleri yeniden gelse neyi neyle bunlardan daha iyi yapacağız? Bu cunta varken ve bu Ergenekon terör çetesi çökertilmeden neyi nasıl düzelteceğiz? Virajlar, mayınlı yollar temizlenmeden ülkemiz hakiki demokrasiye tam dönmeden, nasıl, neyle düzelteceğiz?.. Özgürlükleri nasıl ve ne yolla getirecegiz? Bizi palavralarla kandıranları REFAHYOL iktidarımızda ve MHP-ANAP-DSP iktidarlarında görmedik mi, yaşamadık mı?

AK Parti’ye oy değil, gözyaşı topluyorum

Şimdi bana soruyorsunuz; “Siz 29 Mart yerel seçimleri için AK Parti’ye seçmen mi topluyorsunuz?” diye. Evet ben, 28 Şubat’ta evlerinden gece yarısı baskınlarıyla toplanan, fişlenen ve eziyet gören, işinden ve aşından olanların ardında bıraktığı gözyaşlarını topluyorum.. Evet ben, 80 darbesinde binlerce genci sağcı-solcu diyerek birbirine düşürüp silah sıktıran, onlarcasını idam eden, binlercesini hapislerde işkencelerden geçiren, faili meçhul cinayetlere kurban gidenlerin yerlere dökülen isyanlarını topluyorum… Evet ben, ayışıkları altında sarıkız ineğinin sütünü nasıl çalarım hesapları yapanlara karşı sivil iradeye güç topluyorum… Evet ben, sokak ortasında kafasına sıkılan Hrant’ın kanını, Uğur Mumcu’nun tespit ettiği fakat yayınlayamadan öldürüldüğü derin ilişkilerle dolu kayıp dosyalarını topluyorum… Türk ve Kürt kardeşlerini kucaklaştırmak uğruna şehit olan Gaffar Okan’ı şehit eden ve ettirenlerden hesap soran AK Parti iktidarına destek için oy topluyorum…


ZAMAN

Dört gün geçti hala Ali Kırca’dan ses yok

Mehmet Kamış, Fethullah Gülen Hocaefendi ile ilgili kampanyanın düğmesine basmakla övünen Ali Kırca’yı bekleyen görevi yazdı.

Ali Kırca’nın hakikate özür borcu var

Mahmut Övür’ün yazısının üzerinden dört gün geçmiş olmasına rağmen Ali Kırca’dan tık yok. Bu yazı yayınlandıktan sonra da bir cevap verir mi bilmiyorum ama kafayı kuma gömünce yeryüzündeki gerçeklerin değişmediğini bilmesinde yarar var.

Ali Kırca’nın çıkıp bir açıklama yapmasını, Mahmut Övür’e ‘yazdıkların doğru değil’ diyebilmesini bekliyoruz. Bütün kamuoyu Kırca’nın, “Benim ne Ergenekoncularla, ne iftiracılarla, ne de devletin içine sızmış çetecilerle işim yok. Ben kimsenin kullanacağı adam değilim.” demesini bekliyor.

Mahmut Övür, 22 Mart tarihli Sabah gazetesinde yazdığı yazıda, ’17 Haziran 1999 tarihinde Fethullah Gülen ile ilgili kampanyayı başlatan kasetleri, bugün Ergenekon’dan sanık olarak içeride olan Ergun Poyraz’ın Ali Kırca’ya getirdiğini’ belirtti. Övür konuyla ilgili şu bilgileri verdi: ”atv Haber’in başında Ali Kırca vardı. Ben de henüz atv Haber’deki odamı terk etmemiştim. İşte o günlerde haber merkezine ilginç bir adamın elinde çantalarla sık sık gelip gittiğini görüyordum. Sima olarak tanımadığım bu adamı merak edip sordum. Adının Ergun Poyraz olduğunu söylediler. Poyraz, tarikatlar ve Refah Partisi ile ilgili yazılar yazan, kitaplar yayınlayan biri olarak biliniyordu. Ama atv Haber’de herkes ona “derin devlet”in adamı gözüyle bakıyordu. Onun geliş gidişlerinden sonra işte o meşhur kaset olayı patladı. Bu çok net biçimde bir 28 Şubat operasyonuydu. Yayınlanmasını da onlar sağladı.”

Ali Kırca çok ilginç bir isim. 1969’da İlhan Selçuk gibi darbe hevesi kursağında kaldıktan sonra teğmen olarak ordudan atılmış, o da kapağı TRT’ye atmıştı. TRT Haber Dairesi başkanlığı bile yaptı. Haberleri sunarken duygu yüklemesi yapmayı çok sever. Dinlerken yalanın, riyakârlığın, sahtekârlığın hiç uğramayacağı bir ağız olduğunu düşünürsünüz.

Geçen gün Ahmet Kaya’nın arkasından da bir program yaptı. Bütün duygusallığını üzerine giyip bir Ergenekon operasyonuyla ülkeyi terk etmek mecburiyetinde bırakılan Ahmet Kaya’nın ardından bir sürü laf etti. Ne kadar sırma saçlı olduğundan, ne kadar badem gözlü olduğundan bahsetti de bahsetti. İyi reyting yaptığını sanıyorum. Bu ülkede öyle insanlar var ki kılıcı şiir gibi batırıyor. Öldürdüğü insanların ardından bir şair gibi ağıt yakıyor. Öylesine hüzün şarkıları söylüyor ki, insan ‘iyi de bunu sen öldürmedin mi?’ diye soramıyor bile. Bunlar gerçeği arayan adam urbası giyseler de gün geliyor birisi bunların façasını öyle bir bozuyor ki, gerçekler bütün çıplaklığıyla gün yüzüne çıkıyor.

Ali Kırca’nın 28 Şubatçılarla işbirliği yaparak, onların getirdiği yalan yanlış haberlerle kampanyanın düğmesine basmasından sonra davalar açıldı, ancak hiçbir suç unsuru bulunamadı. Bütün mahkemeler, Fethullah Gülen Hocaefendi’nin suçsuzluğunu kanıtladı. Ama düğmecilerin hiç ama hiç yüzü kızarmadı. Her gün televizyonların karşısına geçip haber sunmaya devam ettiler.

Ali Kırca’nın çıkıp bu kasetleri Ergun Poyraz’dan, yani Ergenekon çetesinden almadığını açıklamasını bekliyoruz. Yoksa bu millet sesinin yettiği her yere onun sadece bir düğmeci değil aynı zamanda tetikçi olduğunu da anlatır. Gerçekler bunu yapmasına müsaade etmiyorsa o halde kamuoyundan özür dilemesi beklenir. Çünkü hakikate özür borcu var. Ama maşeri vicdan bu özrü kabul eder mi onu bilemem.

MEHMET KAMIŞ-ZAMAN

İstanbul Yerel Seçim Anketi

Seçmen neyi dikkate alacak, kime oy verecek?

Uluslarası pazarlama ve kamuoyu araştırma şirketi IPSOS-KMG tarafından HABERTÜRK TV için İstanbul’da seçim anketi yapıldı.

Ankette partilerin oy oranlarından, seçmenin neye göre oy vereceğine, partilerin açılımlarının, Ergenekon’un, yolsuzlukların, yardımların, Davos’un seçmen üzerindeki yansımalarına kadar pek çok çarpıcı sonuç ortaya çıktı.

Kaynak:SAMANYOLUHABER