Etiket: İsmet Özel

İsmet Özel: II. Osman saltanatından itibaren her sahada çektiğimiz acılar yanımıza kâr kaldı.

ismet özel köşe yazısıOswald Spengler’in Der Untergang des Abendlandes (Batı İllerinin Harâbîliği) kitabına, bu kitabın (Batının Çöküşü- Materyalist hümanistlerden, ütopyalardan, “daha iyi bir dünya” taraftarlarından nefret ederdi. Ona göre barış, tek taraflı bir çözüm şeklidir. İnsanın makina karşısındaki tavrını eleştirir. Mühendisler birer “makina papazı” olmamalıdır. Makina dünyaya hakim olduğu sürece her Avrupalı ona hayranlık duyacaktır. Buna karşılık Hintli, Çinli veya doğulu herhangi bir insan ondan içten içe nefret etmektedir. Fakat sanayiye ve zengin olmaya kim karşı çıkabilir?) doğru ve yerinde hükümler ihtiva ettiğine her iki dünya savaşının da mağlubu olarak halen muamele gören Almanya’ya rağmen inanırım. Tıpkı aynı yazarın Hitler’i bir kahramana değil ancak operanın bir soytarısına benzetilebileceğini telmih eden hükmüne yürekten inandığım gibi. Okumaya devam et “İsmet Özel: II. Osman saltanatından itibaren her sahada çektiğimiz acılar yanımıza kâr kaldı.”

İsmet Özel, Sezai Karakoç hakkında

sezai karakoç mona rozaNeyin millet hayatını çürüteceği sanatçının, şairin tarassut sahasındadır. Bu meyanda Sezai Karakoç olanca şairliğini “Mona Roza”yı yazmış olmasına değil, bilakis yazmamış olmasına borçlu idi. Nitekim bunun bilinci sayesinde yıllar yılı kendi yönetiminde yürüyen Diriliş Yayınları’nın neşriyat programında şair “Mona Roza”ya yer vermedi. Ne zaman ki Türk milleti ile Sezai Karakoç arasındaki nazik bağı koparmak Dünya Sistemi nazarında muacceliyet kesp etti işte o zaman “Mona Roza” Diriliş Yayınları’nın neşriyat programına girdi. Bu tıpkı Orhan Gencebay’ın Türk Müziği Sanatçısı sayılması gibi bir şeydi.

İsmet Özel.

 

geldi ammâ neyleyim, sensiz bahârın şevki yok

geldi ammâ neyleyim, sensiz bahârın şevki yok

gül hazin, sümbül perîşan… bağzârın şevki yok;
derdnâk olmuş hezâr-ı nağmekârın şevki yok;
başka bir hâletle çağlar, cûybârın şevki yok;
âh eder, inler nesîm-i bî karârın şevki yok;
geldi ammâ neyleyim, sensiz bahârın şevki yok.

farkı yoktur giryeeden rûy-ı çemende jalenin,
hun-ı hasretle dolar câm-ı safâsı lâlenin,
meh bile zücretle âguşunda ağlar hâlenin,
gönlüme tesiri olmaz âteş-i seyyâlenin…
geldi ammâ neyleyim, sensiz bahârın şevki yok.

ruha verdikçe peyâm-ı hasretin her bir sehâb
cana geldikçe temâşâ-yı ufukdan pîç ü tâb
ihtizâz eyler çemen, izhâr eyler bin ızdırâb
hem tabîat münfail hecrinle hem gönlüm harâb
geldi ammâ neyleyim, sensiz bahârın şevki yok.

Recaîzâde Mahmud Ekrem

“Türk çocukları sanki şizofrenmiş gibi bir tarih anlayışına sahip oldular”

“Türkiye’de yaşayan insanlar olarak her şeyi sakat biliyoruz. Neden? Şu andaki durumu bilmiyorum. Ancak ben tahsil ederken Türkiye’de mektep çocuklarına iki tarih öğretilirdi. Biri normal tarih dersi diğeri lisede başlayan inkılap tarihi dersi. Eğer tarih dersinde söylenen şeyler inkılâp tarihi dersinde söylenen şeylerden farksız ise bunu o dersin içine sokabilirsiniz. Veyahut sadece inkılâp tarihi okutursunuz böylece bütün tarihte o günlere gelininceye kadar nelerin yaşatıldığını öğretirsiniz. Böyle bir şey yapılmadı. Türk çocukları sanki şizofrenmiş gibi bir tarih anlayışına sahip oldular. Bir de inkılâp tarihi bilinince sahip oldular. Böyle bir şey yaşandı bugün ve hala bunun sarsıntılarını hissediyoruz. İnkılâp tarihinde Türkiye’de Cumhuriyetten sonra itibarlı olan insanların temize çıkmalarına sebep olacak şeyler öğretildi. Ama ‘Tarih’te Fransız çocuklarının mektepte okudukları şeyle öğretildi. Dolayısıyla tarih açısından doğru bir şey bilmemize imkan yok. Bu konuda çok yaygın kanaat cumhuriyetle birlikte misakı milli sınırlarımıza kavuştuğumuzdur. Bu tamamen yalandır. İstiklal Harbi sonunda biz misakı milli sınırlarını feda ederek devlet kurabildik…”

şair ismet özel
ismet özel

İstiklâl Marşı Derneği Genel Başkanı Şair İsmet Özel’in Çarşamba Kitap Fuarı etkinlikleri kapsamında, “Küfrün İhsanı Olmaz” adı altında konuşmadan.

Vara vara vardım ol kara taşa / Hasret kodun beni kavim kardaşa

Vara vara vardım ol kara taşa
Hasret kodun beni kavim kardaşa
Sebep ne, gözden akan kanlı yaşa
Bir ayrılık, bir yoksulluk, bir ölüm

Nice sultanları tahttan indirdi
Nicesinin gül benzini soldurdu
Nicelerin, gelmez yola geldirdi
Bir ayrılık, bir yoksulluk, bir ölüm

Karac’oğlan der ki kondum, göçülmez
Acıdır ecel şerbeti, içilmez
Üç derdim var, birbirinden seçilmez
Bir ayrılık, bir yoksulluk, bir ölüm

Karacaoğlan

Okuyan İsmet Özel

“Tedavi edici tek ilaç satılmıyor. İlaçlar semptom giderici. Hastaneler insanları hasta olduklarına inandırıyorlar.”

“İlaçlar ve hastaneler tedavi için değil” İsmet Özel

“Tedavi edici tek ilaç satılmıyor. İlaçlar semptom giderici. Hastaneler insanları hasta olduklarına inandırıyorlar. Bir kere ayak attığın zaman hastaneden hasta olarak çıkıyorsun. Biz hayatımızdan tevekkülü kaldırdık. “Allah ne isterse o olur” demeden yaşıyoruz.

İsmet Özel, Mannheim, 29 Aralık 2013

Üryan geldim gene üryan giderim Ölmemeğe elde fermanım mı var Azrail gelmiş de can talep eyler Benim can vermeğe dermanım mı var

Üryan geldim gene üryan giderim
Ölmemeğe elde fermanım mı var
Azrail gelmiş de can talep eyler
Benim can vermeğe dermanım mı var

Dirilirler dirilirler gelirler
Huzur-ı mahşerde divan dururlar
Harami var diye korku verirler
Benim ipek yüklü kervanım mı var

Er isen erliğin meydana getir
Kadir Mevlâm noksanımı sen yetir
Bana derler gam yükünü sen götür
Benim yük götürür dermanım mı var

Karac’oğlan der ki ismim öğerler
Ağu oldu bildiğimiz şekerler
Güzel sever diye isnat ederler
Benim Hak’tan özge sevdiğim mi var.

Karacaoğlan
( 17. yy. )