Etiket: kıyafet

kılık kıyafet yönetmeliği değişecek mi?

Devlet memurlarının kılık kıyafetleri, 1980 darbesi sonrasında yürürlüğe konulan, Kılık Kıyafet Yönetmeliğiyle düzenlenmektedir.

Bu yönetmeliğin 5. maddesi hükmü şu şekildedir:

“Saçlar,… enseden gömlek yakasını aşmayacak şekilde uzatılabilir… Hergün sakal tıraşı olunur ve sakal bırakılmaz. Bıyık tabii olarak bırakılır, uzunluğu üst dudak boyunu geçemez… Kravat takılır, kravatı örtecek şekilde balıkçı yaka veya benzeri süveterler giyilmez. ”

Bu hüküm gereğince, sakal bırakılmaması, bıyığın üst dudak boyunu geçmemesi, kravat takılması, saçın enseden gömlek yakasını aşmaması gerekmektedir.

Neredeyse bütün sendikalar, bu maddelerin değiştirilmesini ve kılık kıyafet serbestliğinin getirilmesini talep etmektedir.

Ancak uygulamada, özellikle de taşrada, bu maddeye aykırı davranılması halinde, memura disiplin soruşturması açılmakta, kılık kıyafet yönetmeliğine uygun davranılmadığı için de Uyarma cezası verilmektedir. Memur ise idari yargı yoluna gitmekte, sendikasının aldığı serbest kıyafet kararını göstererek, verilen disiplin cezasını iptal ettirmektedir.

Amirler ve memurlar arasındaki gerginliğin bitirilmesi için bu konuya bir çözüm bulunması gerekmektedir.

Bu nedenle hazır Milli Eğitim Bakanlığı Müsteşarı Yusuf Tekin de bir aya yakın bir süredir sakal bıraktığına göre, bu sorun artık çözülmelidir. Okumaya devam et “kılık kıyafet yönetmeliği değişecek mi?”

CHP’yi Destekleyenlere Önemli Uyarı

CHP’nin son açılımı değişik kesimlerden farklı gerekçelerle destek görüyor. Taraf yazarı Leyla İpekçi CHP’yi destekleyenlere bazı hatırlatmalarda bulunuyor

Türbanı öncelikle siyasi bir sembol olarak bilinçaltımıza kodlayan türbanlılardan ziyade CHP’li zihniyetti. (AKP iktidarıyla, bu argümanı kendi lehine çevirerek kullanmayı sürdürenler elbette oldu.)

Şimdi CHP bu yaklaşımdan bir adım sapmış değil. Çünkü bir kez daha aynı seçkinci ve (en doğrusunu ben bilirimci) yaklaşımıyla yapıyor çarşaf açılımını: “Benim devletle, laiklikle problemim yok diyorsa, kıyafetini değiştir gel diyemeyiz.”

Yıllarca üniversitede okumak isteyen türbanlı kızların “sistemle sorunumuz yok” sözlerine inanmadınız. Onların kafasının içindekilerinin farklı olduğuna hükmettiniz. Şimdi nasıl oluyor da çarşaflı kadınların “biz tehdit değiliz” sözlerine pat diye inanıveriyorsunuz? Bu ikiyüzlü ahlakçılık değil midir?

‘Yeter ki CHP’li olsun, isterse çarşaf giysin!’ Bu şekilcilikle CHP’ye oy verenlerin daha özgürlükçü, daha çağdaş, daha demokrat olduğunu ima ederken komik duruma düşmüyor musunuz? Yine bir siyasi simge oluşturmuyor musunuz zihinlerde?

Çarşaf ve başörtüsü CHP üzerinden aklanırken, türbanlı öğrenciler bir kez daha siyasete feda mı edilecek?

Şimdi AKP’nin elinden bu siyasi sembolü alıyoruz derken yine kendi yarattığınız vehimlerin tuzağına düşmüyor musunuz? Bir kez daha siyasi terminolojiye hapsetmiyor musunuz tüm örtünme gerçeğini? (Ve metafiziğini.)

“Önemli olan örtüyü kim niçin kullanıyor, ona bakmak lazım” diyor Baykal. Sahi nasıl bakacaksınız? Kendi niyet okumalarınızdan başka sahih bir veriye hangi kriterlerle sahip olacaksınız?

Yapılan her türlü anket ve araştırmalar örtünmenin sosyolojisini ortaya koymakla sınırlıyken, insanın kalbindeki niyeti hangi sabit ölçüyle değerlendirip, tanımlayacaksınız?

Birinin mahalle baskısıyla örtünmüş olduğunu saptadınız diyelim, onu bu sosyolojik vakadan dolayı nasıl ‘dinci’ diye niteleyeceksiniz? Ve sistemi tehdit ettiği sonucunu nasıl çıkaracaksınız? Sadece sosyal baskıyla örtünüyor diye: Onun ‘sofu’ veya ‘irticacı’ olacak denli ciddi bir ‘tehdit’ içerdiğinin hükmünü verebilir misiniz kolayca?

Peki, vahiy ile akıl arasında güçlü bir bağ kurarak kalbinden teslim olmuş birinin kendi iradesiyle örtünmesi mi sizin için tehlike arz edecek? Böylesine dinin ruhundan konuşan biri size örtünmenin bir kalp hakikati olduğunu ve aslında kimseye bunun dayatılamayacağını söylediğinde ne olacak? Hangisini yargısız infaz edeceksiniz sisteme tehdit görerek?

LEYLA İPEKÇİ – TARAF