Etiket: komünist

Arnavuti Zoti veya Nereden Çıktı Bu Kuyruklu Kürtler? (I)

İstiğna (nazlı davranma, tok gözlülük, gönül tokluğu, tenezzül etmeme) insanı dinden çıkarır. Bu cümlenin arz ettiği hükme ulaşmanın yolu sözlüklerden değil, hayattan geçiyor. Hangi istiğnayı, ne türden bir istiğnayı kendimizden uzak tutmalıyız?istigna
Hayat bize mevcudiyetimizin diğer mevcudiyetlere gerek usul ve füru (atalar, cetler ve çocuklar), gerekse cevher (var olan bir şeyin özü, esâsı, varlığındaki maya, gevher) ve araz (aslında olmayıp bir şeye sonradan eklenen nitelik, ârız olan durum) olarak kaydını umursamayan istiğnanın insanı dinden çıkardığını öğretecektir. İnsandan insana uzlaşma mahsulü olmaksızın, yani “al gülüm, ver gülüm” hesabı haricinde kalarak uzanan bağların değerini öğrendiğimizde Türk olmanın ve Türk kalmanın faydasına ermiş oluruz. İnsanın din içinde kalması kendi lehine münasebetlerle kendi aleyhine münasebetleri birbirinden ayıran çizginin silinmez vasfa kavuşması uğruna göstermesi vacip fasılasız (aralıksız, kesintisiz, ara vermeden, biteviye) çabayı elden bırakmadığı kadar mümkündür.

Konumuz Allah katındaki dine örfi kısmı ağır basmamış bilinçli giriştir. Kelime-i şahadet ile dine girişimiz kabullerimize sadakati esas almamızla, kabullerimizin hakkını verme vaadinde bulunmamızla başlar. Nedir kabullerimiz? Kabullerimizin ilki ve vazgeçilemezi bir ülkeye sahip oluşumuzdur. İnsanın mayası ülke gerçeğinden yoğrulmasaydı ne Kâbe bina edilecek, ne hicret vuku bulacak, ne de biz fetihle mükâfatlandırılacaktık. Girişten itibaren din içinde kalışımız yaşadığımız günleri bir ülkemiz olup olmadığı gerçeğine vasıl olma (ulaşan, erişen) zamanı bilmeği intaç ediyor (sonuçlandırma, sonunu alma, bitirme). Kavrayış gücümüz karakterimizi ele verecek. Topraklarımızın gerçekliği neye taalluk ediyor? Var olduğu farz edilen ülke kimin yurdu, kimin memleketi, kimin vatanı? Asıl yakıcı sual: Bu ülkeye ne olacak?  Okumaya devam et “Arnavuti Zoti veya Nereden Çıktı Bu Kuyruklu Kürtler? (I)”

Fethullahçılar ve Avcı

Çok sık duyduğumuz sözler var.

“AKP’liler, devleti ele geçirmeye çalışıyor” gibi ya da “Fethullahçılar devleti ele geçirmeye çalışıyor” gibi.

Devlet “birilerinin” sahip olduğu ve “birilerinden” koruduğu bir kale anladığım kadarıyla ve bu “kalenin” ele geçirilmesinden korkuyorlar.

Kim bu “kalenin” sahipleri, niye onlar devleti “yönetiyorlar” da “diğerleri” devleti “ele geçirmeye” çalışıyor?

CHP “devleti ele geçirmeye” çalışmıyor mesela, ordu da devleti ele geçirmeye çalışmıyor, yüksek yargı da devleti ele geçirmeye çalışmıyor, onlar hakkında “devleti ele geçirmeye çalışıyorlar” diye bir söz duymadım.

Ama AKP’lilerle Fethullahçılar devleti ele geçirmeye çalışıyor.

Devlet, bu ülkenin bütün vatandaşlarının “yönetmeye talip olabileceği” bir şey değil demek ki, sadece bazılarının yönetebileceği, diğerlerinin ise “ele geçirebileceği” bir şey.

Dün Roni Margulies bu konuda muhteşem bir yazı yazmıştı.

“Bir general, bir emniyet müdürü ‘evet ben Fethullahçıyım’ derse ne yapılması öneriliyor” diyordu, “işten mi atmak gerek adamı? Hapse mi atmak gerek?

İnançları nedeniyle atılması gerek, öyle mi?

Başka kimleri atmak gerek peki? Beğenmediğimiz inançlara inanan herkesi atalım mı?”

Fethullahçıların inançlarının ne olduğunu, diğer Müslümanlardan farklarını bilmiyorum, “ılımlı İslam” oldukları söyleniyor, ne olursa olsun, neticede bir “inanç” değil mi bu?

İnançlarından dolayı insanları suçlayacak mıyız?

“İnanç”, suç mu?

“Fethullahçılık” diye bir suç yok ama Fethullahçı olmak “suçlu” olmak anlamına geliyor neredeyse. Okumaya devam et “Fethullahçılar ve Avcı”