Etiket: Niyâzî Mısrî

yağmur gibi yağarsa belâ sen baş açarsın, can vermeğe dost yoluna sen kurbâna mı geldin

Ey bülbül-ü şeyda yine efgâna mı geldin,
Azm-i gül edüp zârıyla giryâna mı geldin.

Pervâne gibi âteşe daim cân atarsın,
Evvelde bu aşk ödüne sen yâna mı geldin.

Yağmur gibi yağarsa belâ sen baş açarsın,
Can vermeğe dost yoluna sen kurbâna mı geldin.

Herşey çalışır bir sıfatı eyleye mâ’mur,
Sen cümle sıfat ilini vîrâna mı geldin.

Vech-i ahadiyet ki şu eşyâda görünmüş,
Bu kesrete ancak seyrâna mı geldin.

Bir kimse senin olmadı hiç râzına mahrem,
Bilmem bu cihân içine yekdâne mi geldin.

Bu hasta Niyâzî ye şifâ remzin edersin,
Derde düşenin derdine dermâna mı geldin.

Vech-i ahadiyyet ki şu eşyâda görünmüş,
Bu kesrete ancak anı seyrâna mı geldin.

Niyazî Mısrî

Divân Şerhi, Mahmut Sadettin Bilginer, Esma Yay

Repertuar No
3046
Yöresi- İli
SİVAS  
İlçesi- Köyü
–  
Kaynak Kişi
AŞIK VELİ REVANİ
Derleyen
 MUZAFFER SARISÖZEN
Notaya Alan
 MUZAFFER SARISÖZEN
İcra Eden
 
Makamsal Dizi
MAHUR 
Konusu – Türü
Aşk – Sevda 
Karar Sesi
Sol 
Bitiş Sesi
Sol 
Usül
6/8 
En Pes Ses
Sol 
En Tiz Ses
La 
Ses Genişliği
9 Ses 

şeyda : Çılgın
efgan : Ağlayıp haykırma
zar : İnleme, ağlama
giryan : Gözyaşı
remz : İşaret
dil : Gönül
virane: Yıkık, terkedilmiş yer, harabe, ören

Ben sanırdım âlem içre bana hiç yâr kalmadı / Ben beni terk eyledim bildim ki ağyâr kalmadı

Bu eserin bestekârı olan Şeyh Hâfız Hüseyin Hâlis Efendi, Şehremini’deki Remlî Tekkesi’nin şeyhi olup, eseri okuyan Zâkirbaşı Albay Salahaddin Gürer’in dayısıdır. Zâkirbaşı Salahaddin Gürer, diğer dayısı Râşid Efendi’den olduğu kadar Hâlis Efendi’den de çok istifâde etmiştir…

Nutuk : Niyâzî Mısrî Kuddise Sırruh
Beste : Şeyh Hâfız Hüseyin Hâlis Efendi
Makam : Mâhur
Okuyan : Zâkirbaşı Albay Salahaddin Gürer

DSC_0025Ben sanırdım âlem içre bana hiç yâr kalmadı
Ben beni terk eyledim bildim ki ağyâr kalmadı

Cümle eşyâda görürdüm hâr var gülzâr yok
Hep gülistân oldu âlem şimdi hiç hâr kalmadı

Gece gündüz zâr u efgân eyleyüp inlerdi dil
Bilmezem n’oldu kesildi âh ile zâr kalmadı

Gitti kesret geldi vahdet oldu halvet dost ile
Hep Hakk oldu cümle âlem şehr u pâzâr kalmadı

Dîn diyânet âdet ü şöhret kamu vardı yele
Ey Niyâzî n’oldu sende kayd-ı dindâr kalmadı

Niyâzî Mısrî