Etiket: Televizyon

Show Tv Yemekteyiz Programı

Her hafta farklı bir ile ya da ülkeye gidiyorlar.Orda katılmak isteyenlerden en ilginçleri en dikkat çekicileri seçip televizyona çıkartıyorlar.Çünkü insanlar farklıyı arıyor sürekli.Reytingde buna bağlı olduğu için bu yarışma bu şekilde tutuyor.Show Tv nin güzel programlarından bir tanesi oldu Yemekteyiz Programı

Show Tv Yemekteyiz Mardin yarışmacıları

Annemin ilgiyle izlediği ekran başından ayrılmadığı program arada bir bende bakıyorum baya kendisinde tutuyor bu yemekteyiz programı.Uzaktan bakınca saçma sapan bir program diyordum ama bir izledim mi devamı geliyor.
Yemekteyiz programı Mardin yarışmacıları
ZELAL TELLİOĞLU
NECMETTİN AKTAY
SEVAL BİNGÜL
FLORANS ORUNDAŞ
CANAN UNCU

Pırlanta , Yüzük

Pırlanta , Yüzük
Pıralanta çok moda oldu ya sıkıldım artık. Pırlanta nasıl moda oldu televizyon dizilerinden etkilenerek.İnsanlar artık televizyon dizilerini gerçek kendi hayatlarının yalan olduklarını düşünmeye başladılar nerdeyse.Kendileri için değil dizideki karakterler için dua eder oldular.Neyse bu konuya fazla girmeyelim konu dağılıyor çünkü.
pırlanta yüzük
Pırlanta herkeste olduğu için bana sıradan geliyor ve pırlantadan hoşlanmamı engelliyor 🙂
Ekşi sözlükte pıralanta için ne demişler bakalım;
degerli bir tas, degisik renkleri oldugu halde en makbulu beyaz ve lekesiz olanidir, goz alici bir piriltisi vardir, cuzdan yakan bir fiyata sahiptir

irlanta ta$in kesimine verilen admi$, yoksa pirlanta, elmas vs hepsi ayni tasmis…

yapısı tamamen karbon olan taş.
Ekşi sözlükten alıntılar burda bitiyor yine ben devam ediyorum.
Pırlanta elmastan yapılır.Elmas ise kömürün çok çok yüksek sıcaklıktan etkilenerek başkalaşım yapmasıdır.
Pırlanta bitti sıra yüzük te;
Yüzük‘e eskilerimiz yüssük derler ya da ben öyle hatırlıyorum.Yüzük genellikle nişan,düğün vs. gibi törenlerde takılır.Biri geline diğeri damada takılır. Yüzük hakkında şunu biliyorum dinimizce erkeklere ipek ve altın haramdır.Burda bizi ilgilendiren altın.Yüzük‘ün altın olmaması yada yüzüğün içerisinde yüzde olarak az bulunması gerekir.Zaten ben altını sevmem altın yüzük‘ü hiç takmam.Gümüş erkeğe daha çok yakışır.

Kavak Yelleri Sezon Finali 84. Bölüm İzle

Kanal D de yayınlanan Kavak Yelleri adlı dizinin bu sezonu kapatan bölümü 84. bölümü ve özeti burada yer alacak.

Efe, içinde Aslı, Deniz ve Mine’nin de yer aldığı arabasıyla uçurumdan denize düşüyor ve…

Bekir, Uğur’un arkasından çevirdiği işleri fark eder. Efe, Uğur’u kurtarmak için büyük bir risk alır ve Bekir’e verdiği sözü tutabilmek için zamanla yarışa girer.

Ve bölüm bu saçma senaryo ile son bulur.

Avrupa Yakası Bitiyor

Atv’de yayınlanan Avrupa Yakası adlı en çok tutulan Türk dizilerinden bir taneside ekranlardan ayrılıyor.

Avrupa Yakası’nın senaristi ve oyuncusu Gülse Birsel bu haftaki yazısında ekranlara veda etmeye hazırlandıklarının mesajını verdi. İşte o yazı…’
Gülse BİRSEL’in yazısı

Veda etmek fuzuli üzüntü ama…

Tam altı yıl önceydi. Gazeteci ve Gag programının metin yazarı ve sunucusuydum. Sinema eğitimi aldığımı çok kişi bilmiyordu. Plato Film ekibi ile Sinan Çetin, daha önceden yazılmış ve bir kısmı çekilmiş bir uzun metraj filmin senaryosunu revize etmem ve komedi dozunu artırmam için Cihangir’deki ofise davet ettiler beni. Bir iki ay sonra senaryoyu elimden geldiği kadar istedikleri hale getirmiş durumda aynı ofisteydim. Herkesin o film hakkında söyleyecek bir sözü vardı, fikirler değişiyordu, bazı karakterlerin tamamen çıkarılması konuşulmaya başlandı. Bir an sıkılıp dedim ki, “Ya siz bu filmi boşverin, ben en iyisi size sıfırdan bir sitcom yazayım!” Avrupa Yakası fikrinin doğduğu gündü. Beş altı ay sonra, uzun ve çok titiz bir casting dönemi sonunda, 11 Şubat 2004’te, bir çarşamba akşamı, saat 20.00’de atv’de, Avrupa Yakası’nın birinci bölümü yayındaydı! Hümeyra’nın canlandırdığı İffet Sütçüoğlu telefonla konuşarak kahvaltı sofrasını hazırlıyor, bu esnada Aslı’yı istemeye gelecek bir aile olduğu öğreniliyor, Volkan ve Aslı salona giriyor, kavgaya başlıyor ve apartmanı teftişten dönen babaları Tahsin Bey’in fırçasıyla susup hizaya geliyorlardı. Sanırım ilk beş dakikada seyirciyi yakalayıp, onların komşuları, akrabaları, dostları olmayı başarmıştık. Aradan yaklaşık altı yıl geçti. Avrupa Yakası bu hafta 187. bölümünü yayınlayacak. Sanıyorum Türk televizyon tarihinin en uzun ömürlü sitcom’u olarak kayıtlara geçeceğiz.

DAHA MANTIKLI ÇALIŞMA SAATLERİ

Ama daha da önemlisi, bu dönemde, hatırlayabildiğim ‘sahneye giriş’ sırasıyla İfo, Volkan, Aslı, Tahsin Bey, Selin, Şesu, Yaprak, Sadettin Bey, Fatoş, Cem, Bülent Bey, Sedef Hanım, Kubilay, Tacettin, Sertaç, Burhan, Gülenay Ağabey, Sacit, Makbule, Gaffur, Tanrıverdi, Zeynep, Nilay, Sabit, Hediye, İzzet, Şahika, Cesur, Osman, Dursun, Dilber Hala karakterleri hem benim hem de sizin hayatlarınıza iz bırakacak şekilde girdi. Yazarken, bazen sanki kulağıma kendi repliklerini, kendi şakalarını fısıldadılar, kendi hikâyelerini yarattılar. Olağanüstü oyuncular tarafından canlandırıldılar. Çoğu, yakın arkadaşlarımdan, ailemden daha sık haşır neşir olduğum kişilikler haline geldi! Çoğu zaman sabahın 05.00’inde kendimi bilgisayar başında, Dilber Hala gibi soru sorup, Burhan gibi cevap verirken buldum! Uzun zaman olimpiyatlara hazırlanan bir sporcu gibi yaşadım. Şu anda bu yazıyı okuyan ve Avrupa Yakası’nı bu kadar yıldır “Hiç kaçırmadan,”, “Fanatiklik derecesinde,”, “Fırsat buldukça,” veya “İzlediği tek Türk dizisi,” olarak takip eden milyonlarca seyirciye bu dostluk ve kahkaha ortaklığı için teşekkür ederim. “Televizyonun kalıcılığı yoktur, bir dizi bittikten altı ay sonra kimse hatırlamaz,” denir. Ama sanırım Avrupa Yakası uzun zaman unutulmayacaklar kategorisinde çoktan yerini aldı. Harika bir altı yıldı benim için. Çok hızlı, çok heyecanlı, çok eğlenceli, çok yoğun, zaman zaman çok gergin, olağanüstü ve olağandışı. Bu kadar zaman popülarite ve kalitenin kesişim kümesinde yer almak ve orada kalmaya çalışmak, hem çok gurur vericiydi hem de çok yorucu. Bir süre durup nefes almak istiyorum. Sanırım birçok oyuncu arkadaşım için de aynı şey geçerli. Artık başka şeyler anlatmak lazım.

Sezon başında verdiğimiz karara uyuyor farklı yönlerden gelen tüm muhalefete rağmen haziran sonunda Avrupa Yakası’nı bitiriyoruz. Şimdilerde sette bir burukluk var. Herkes hem son yedi bölüm için işini en iyi şekilde yapmaya uğraşıp sonraki projeleri düşünürken, bir yandan da son çekim günü ne hissedeceğini kestirmeye çalışıyor. Bir dizi ekibinden çok, altı yıldır yakın dost olmuş bir tiyatro topluluğu dağılıyor gibi aslında.

Artık 10 metrekarelik koridordan bozma oyuncu odamızda ezber yapmayacağımızı, sabahın 06.00’sında hâlâ acaip bir enerjiyle oynayıp kahkaha krizine girmeyeceğimizi, çarşamba akşamı diziyi seyredip sonra birlikte parti yapmayacağımızı ve artık haftada üç gün birbirimize ve birbirimizle gülemeyeceğimizi kabullenme aşamasındayız. Kendi hesabıma, dizinin yazarı olarak, daha mantıklı çalışma saatleri, Burhan, Şahika ve Dursun’dan ziyade, etten kemikten, gerçek insanlarla görüşebilmek, sinemaya gidebilenleri, kafede oturup gazete okuyabilenleri kıskanmamak ve en önemlisi, aynı iştah ve heyecanla başka şeyler, başka diziler, kitaplar, sinema filmleri yazmaya devam edebilmek, başka karakterler oynayabilmek için, bu altı yıllık maratona son (ya da ara diyelim) vermek istiyorum. Bir yandan da belki de hayatımın en tuhaf, en heyecan verici, en benzersiz dönemlerinden birini bitirdiğimi de biliyorum. Uzun uzun veda etmeyi sevmem. Fuzuli üzüntüdür.

“Görüşürüz, konuşuruz,” filan demek daha çok hoşuma gider benim. Daha yedi hafta birlikteyiz. Ama ondan sonrası için… Orada, burada, şu veya bu şekilde… Görüşürüz, konuşuruz..